|
Gercekler, yalacilarin ve inkarcilari çok korkutur, çünkü onların yasam garatisi olan olgu ortadan kalkacaktır. Kendini bile, bile bir yalana inandırmak ve kandırmak ise bir saplantıya dönüşür. Saplantı haline gelen bir olgu ise, çıldırtma noktasına getirir. Kürt ve Kürdista olgusu TC devleti ve bazı kesimler içi böylesi bir gerçektir ve bu kesimlerin korkulu bir saplatısıdır. Mezopotamya, Zagroslar ya da Medya diyarı, bir başka adıyla Kürdistan, bu coğrafya insan insan olalı vardı ve burda yaşıyanlar güneşi hep kutsadılar, bu günde reber oldu onlara. Andrew Collins’in yıllar süren araştırması sonucu yazdığı “Meleklerin Külerinden, alt başlıkla, Günahkar bir ırkın yasaklanmış mirası” kitabında çok çarpıcı bir şekilde anlatığı gibi, tüm medeyetlerin beşiği olan Medya, bugünkü modern dünyanın ana hamuru olmasına rağmen, bu gerçekliğe bu kadar ikarcı yaklaşılmasını anlamak zor doğrusu. Bunu alamak için tarihi çok iyi bilmek ve inkarın gerekçelerini iyi irdelemek gerekiyor. Kürdistan defalarca hunhar, barbar saldırılar sonucu katliyamlar yaşamış, en son dünyanın gözü önünde Şengalde 500 Ezdi Kürdün katline karar veren barbar saldırı, bu bahsini etiğimiz gerçekle yüzleşemeyen, beyinlerin korkusundan olusan saplatılı ruhalinin sonucudur. Yaşam durmadığı gibi gerçeklerde değişmez, Kürdistan vardı ve varolacak ama bu saplatılı ruhalinden kurtamayanların her an tarihin tozlu sahyfaları arasında iyitip gidebilirler.
Ezdilik belkide totemlerden sonra yer yüzünün en eski inacı ve en doğayla bütüleşen, insana insanca bakan bir inanış. Kürtler orjini ve Kürtlüğü bugünlere taşıyan bir yaşam biçimi. Kürtler bilerce yıldır Şengalde yaşıyor ve de yaşayacak, bu gerçek de yaşamın kedisi kadar reyal ve değişmeyecek. Ezidi Kürtler tüm barbar saldırıların karşısında, bir Kürt orjini olan Ezdi inacı etrafında kenetlenerek, bin yıllardır direniyor. Bu inac tarihin hiç bir diliminde bir başka halkı zorlayarak, katlederek, saldırarak kendi inacına inandırmaya zorlamamıştır, aksine her inaca saygılı yaklaşmıştır. Kanımca, Kürtlerin bu humanistliği ve bu aşırı paylaşımı başına bela olmuş ve insanlıktan alamayan barbarlara taviz gibi gelmiştir. Ben yine Andrew Collins değerli ve anlamlı araştırması sonucu yazdığı kitaba değinmek istiyorum. Okadar eteresan ve çarpıcı özgünlükleri içeriyor ki, okurken her şeyei çok doğru algılamak istedim. Bazı mitler ve efsaneler yorumlanmış, bilimsel anlamda ne anlam taşıyor diye, hayli geniş araştırmış. Mısırdan Hindistan, Kürdistandan, İngiltereye kadar Kürtlük motivi taşıyan her bir olguyu araştırmış. Okurken, her anlatılan olgudan Kürtlüğün kökü ve bugunlere taşıdığı değerleri çok net görebiliyorsunuz. Bu kitap belki başka amaçlarla yazılmış olabilir, belki gerçekten bilime inanılarak yazıldı, belki bir olguya dikkat etmek için, ama her ne amaçla yazılmış olusa olsun, sözüm ona moder! Dünyayın büyük günahını ortaya seriyor. Kitabın adı belki Günahkar ırkın yasaklanmış mirası, ama asıl günahkarların kim olduğunu ve bu günahları neden işlediklerini sayfalar ilerledikçe net olarak görebiliyorsunuz. Bu kitapta Ezdilik nasıl bir değerdir ve kökü nereye dayanıyoru da, çok geniş araştırmış. “Meleklerin Külerinden” bu kitabı ilk kez Zgrosların doruklarında okumustum, orda anlatılan bir çok mit ve efsana bana hiç yabacı değildi. Kürt masalarında geçem olgulardı ve çok tanıdık olduğu için daha bir merakla okuyordum. Kitabı ikinci defa okumak, okurken notlar alma ihtiyacını duydum. Bu kitab Reber APO’nun görüşleriyele örtüşdüğü gibi, ona bilimsel anlamda kanıt sunan bir konumda.
Emeği tanıyan ve ilk üretimi başaran ve insan olmanın gereğini kavrayan Zagros halkının neden komşularınca lanetlenip, yasaklı, günahkar kılındığını çok net anlıyorsunz. Dünya henüz karalıkta yaşarken, Şeytan soyu diye tanımlana halkın, yaşamı nasıl yordamladığını, doğayla nasıl bütüleştiğini ve insana nekadar değer biçtigini öğreniyorsunuz. Evet daha önce onlarca kitap okudum, Kürtlerin ilk inaçları veya ilk yaşamları hakında, ama Andrew Collins çok detaylı, çok kapsamlı ve bilimsel verilere dayandırmış yazıtında, bu merak etiğim gerçekleri daha bir inandırıcı gördüm. Ezdiliğin Kürtlüğün doğayla bütüleşen ilk yaşam felsefesini uzatısı olduğunu, çok güzel irdelemiş. Bugün PKK öncülüğünde verilen direnis ve özgürlük savaşımını, insanlık adına işlene en büyük suçun ortaya çıkışını nasıl başardığını ve bu gerçekleri örtpas edelerin neden bukadar barbarlaşarak karşı koyduklarını dah bir detaylı anlıyorsunuz. Özelikle bir batılı yazarın, bir bilim adamının bu konuları irdelemesi, on yıla yakın bir araştıram sonucu yazdığı bu değerli eser bence Ortadoğuda olan her bir kiş başta olmak üzere, her inkarcını mutlaka okuması gereken bir tarihi belgedir. Yani gerçekler değişmiyor, sdece belki bir dönem, belki bin yıl, belki bir süre gizlene bilinir, am er yada geç güneşin ışınlarıyla beraber ortalığa serilir. Kürtlerin de 21. asrın başlangıcında böylesi bir güneşe müthiş gereksinimi vardı. APO tüm yalanları ve inkarları yer yüzüne serpen mütiş bir güneş olarak yine, güneş ülkesinden doğması anlamlıdır. Bence yazmasada, söylemesede Andrew Collins de bu gerçeğe vurgu yapmak istiyor...
|