| |
| Eklenme Tarihi: 10.09.2007 Saat: 00:46 |
|
|
Coğrafyamıza ölüm geldimiydi tüm hışmıyla geliyor. Gencecik, inanç abidelerini alıp sonsuzluk yolculuğuna çıkaran o acımasız vebanın son bulması için hepimizin üzerine görevler düşüyor. Çünkü vicdanlı insanların gözünde olağanlaşamaz ölüm; soğuktur, haindir, hazindir... Gidenler, ardında acılı kalpler ve direniş destanlarını bırakarak gidiyorlar. Bu yıl olduğu gibi, geçen yıllarda da gencecik arkadaşlarımız barbarca öldürülmüşlerdi. 25 Ağustos 2005 tarihinde Batman’da sağ yakalanan Abbas Emani Türk askerleri tarafınca infaz edildi. Kendisiyle birlikte şehit düşen arkadaşları ve kendisi paramparça edilmişlerdi. Cennet Dirlik ve diğer arkadaşlarının cenazeleri paramparça bir vaziyete ailelerine teslim edilmişti. Hatta ele geçirilen fotoğraflarda bir gerillanın yakıldığı da görülüyor. Bu görüntüler karşısında çılgına dönen Diyarbakırlı gençler Koşuyolu Parkında, 1 Ağustos 2005 tarihinde, beyaz kefenler giyerek ve düdük çalarak olayı protesto ettikten sonra, bir basın açıklaması yaparlar. Bu demokratik eylemde yakalanan gençler tam beş ay hapis yattılar. Ama hiç pişman olmadılar. Çünkü onlar vicdanlarının sesini dinlemiştiler. Bu arkadaşlar cezalarını yatıp çıktılar. Hızını alamayan TC, düdük çalarak bu barbarlık örneğini protesto eden gençleri, düdük çaldıkları için suçlu bulmuş ve bu arkadaşlara 10 ar ay hapis cezası vererek tekrardan içeri atmak istiyor. Çünkü, Türk Cumhuriyeti isterse en vahşi şekilde insanları öldürür. Öldürdüğü zamanda hiç kimse ses çıkarma hakkına sahip değildir. Kısacası TC’nin mantığı budur. Türk askerleri her türlü kötülüğü yapma hakkını kendinden bulabiliyorlar. Onların milleyetinden büyük milliyetler yok, olamazdı onlara göre. Zulümlerine ses çıkaranlar ise ölümlerden ölüm beğensindiler. Hapislere atılarak sürüm sürünsündüler. Çünkü ırklarından biri bile dünyaya bedel. Her savaşta kahranmanlıklar yaratmış bir ecdadın torunlarıydılar. Çok sıkıştıklarında ataları gelip onları savaş alanlarında kurtarıyordu. Nal sesleri yükseliyor, kılıç şakırtıları yeri göğü inletiyor... Bu görünmez güçler karşısında dehşete kapılan düşmanları da teslim oluyor ya da kaçıp gidiyorlardı. Gel gelelim ki, kuyruklu olarak gördükleri Kürtler bir türlü dize gelmiyorlardı. Kuyruklular karşısında neden ilahi güçlerin yardımını göremiyordular. Bunun bir sebebi olmalıydı. Birinci dünya savaşında kurşun geçirmez, yeşil sarıklı adamlar gelip atalarına yardımcı olmuştular. Ve sonra ‘gavurlar’ da bunu itiraf etmişti hani. Anlatılan, bu gibi şeyler yalan olabilirdi. Lakin, kanları asildi ve bundan emindiler. Kanlarının temizliğini ve üstünlüklerini göstermeleri gerekiyordu. İnsani haklarını isterlerse Kürtler, yakala paramparça et, iste buydu üstünlükleri. Halla...Halla... Talan... Ölüm ve kan... Evet, daha fazla anlatmaya gerek var mı? Bunların üstünlük anlayışı barbarlıkla eşdeğerdir. Ve dünyada hiçbir itibarları yokken, kendilerini her halkın üstünden görüyormuş gibi göstermeye çalışıyorlar. Aslında çok derin bir aşağılık kompleksleri var Türk ırkçılarının. Ve çok komikler. Devleti ise sözünü ettiğim bu ırkçılar yönetiyor. Ve bu ırkçılar son dönemde yine pervasızlaştılar. Gazetemiz Özgür Gündem’i kapattılar. Antep’te insanları alıp içeri attılar. Ve son olarak Diyarbakır’ da 2005’ te vahşeti düdük çalarak protesto eden gençlere hapis cezası verdiler. Ve insanlarımız hala sessiz. Eğer bunca haksızlıklara boyun eğip susarsak yarın birgün bunlar hepimizden hesap sormaya çalışırlar. Onun için Diyarbakır’ da 10 ay hapis cezası alan Gökhan Biçer, Hasan İhsan Elyakut, Hasan Deniz, Yeter Aykal, Özlem Teke, Murat Kolca ve Meyesa Akın’ın yargılanmalarını protesto etmeliyiz ve yüreği tertemiz olan bu insanlara sahip çıkmalıyız.
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
Yazan: rohat_amed Tarih : 2007-09-10 12:20:11 Puan :      |
|
|
kim kurtulur bu yarali yüreklerden kim susar barbarlığın karşısında ...yakılan yüreklerin ardında yürümek için ateşte dans emeliyiz ulmun karşısında... |
|
Yazan: rohat_amed Tarih : 2007-09-12 12:18:44 Puan :      |
|
DÜDÜKLEMEK YASAK
Görüyoruz değilmi cuntacıların yerine neo ittihatçı AKP geçmiş...değişen tek şey simalar yada kuklalar...düeşenler sadece maskeleri.
12 eylülün düdüğünü AKP öttürüyor,demokrasi düdüğünü ise diyarbakırle gençler.
sonuç biri mecliste diğeri ise önümüzdeki günlerde hapiste olacaklar.
12 eylülde kürtçe ıslık çalanlar hapise giriyordu şimdi düdük çalanlar kendi kefenini cebinde taşıyanlar.
iktidar yönetim krizine grmiş kafasını bir türlü kumun altında çıkarmak istemioryetmezmiş gibi penbe hayallerle ''diyarbakırıda alacağız'' diyor
yeri gelmişken eski başbakan mesut yılmaz'' AB nin yolu diyarbakırdan geçer ''diyordu.yeni başbakanda''ortadoğunun yıldızı...
siz eski ve yeni bakanlar nereye bakıyorsunuz bilmiyorum ama burnunuzun dibindeki sorunu bir bakın size zahmet. biçimsel değil öznel,yapmacık değil sade,kısa değil uzun vadeli bir siyaseti esas alın.tekleşmeden kalıplaşmadan ezbere konuşmadan...
şahinlere diyecek bir sözüm varki yok.çünkü onların işi var.tampon bölge,operasyon,iktidara nasihat,muhtıra,tank top sevkiyatıyla uğraşıp çapraz nöbette duruyorlar...işleri çok.
benim diyeceğim güvercinlere,toplumsal barışı sağlamak elini taşın altına koymak kendi resmini çizmek o kadarmı zor neyi tartışmaktan korkuyorsunuz?hangi ip barışı boğar?ölümsüz olmakmı korkunuz?yezmezmi binlerce köyün yakılıp yıkılması,faili belli cinayetler işkenceler,ölümler
savaşın yarattığı tahribatlar.
ders çıkarmak için dönem ödevimi almak gerekiyor.sizden ricam hocalarınızın(diyarbakırlı gençleri)gösterdiği kıbleye dönün... yoksa uzaktan davalun sesi hoş geliyor.denize düştüğünüzde köpüğe sarılmayın sakın,patlıyor.
saplantılardan ön yargılardan bölücü paranoyalardan kurtulmanın yolu doğru bir bütünleşme ve geçmişle yüzleşme olmalı,fazlası haram...
çoğulculuk,çok seslilik,hoş görü ilkemiz olması gerekirken,kendi iç dinamiklerini, demokrasi ve barış yanlılarını çaldıkları düdük ve giydikleri kefenden,açtıkları sarı kırmızı ve yeşil renkten korkarak cezalandırmak yapılan demokratik eylemleri pkk organize ediyor demek bağnaz tek dünyalı olmalı ve söylemlerde basitliği getirir.
demokratik hukuk devletinden bahsediyrsak kişiye ve topluma dayalı özel yasaları çıkarmak acizliğin göstergesidir.sıkı yönetim,OHAL,TMK,tampon bölgeleri yeniden hayata geçirmek geçmişe tekrardan dönüp kendi öz değerlerinde uzaklaşmak demektir.
uluslar arası savaş anlaşmalarını,evrensel bildirgeleri hiçe saymadan sırf çatışmalı ortamı ölümleri doğa katliamları çalınan düdük ve giydiğimiz kefenlerden dolayı cezalandırmamız başlıca demokrasi aybıdır...
TMK doğru söyleyeni cezalandırıyor...
gün geçmiyorki halen gazeteler kapatılıyor ardı ardına...
şoven milliyetçiler sahte ulusal kahramanlar çeteler cilit atıyor iyi çocuklarlan beraber.
nedense mendil saklamak suç oluyor düdük çalmak,kefen giymek bağırmak sloğan atmak.
düdüklediysem tekrar suçun devamı oluyor değilmi...amacım düdüklemek değil biz gençlerin yaptığı basın açıklaması sonrası diyabakır 6. ağır ceza mahkemesinin hakımızda verdiği cezanın asıl amacıydı...
TMK kendi düdüğünü bizim üzerimizde öttürürken diyarbakırın üzerinde halen kara bulutlar dolaşırken 28 mart ve 12 eylülün acısı halen sıcaklığını korurken hangi yüzlen diyarbakırı alacağız diyorsunuz.
yapmanız gereken yeni anayasada geçmişten ders çıkaran maddelerin olması ve kürtlerin üzerindeki tecrit inkar ve imhanın kaldırılmasıdır....
bunun dışındakiler bilinki fasa fisodur diyarbakırların deyimiyle prızedir edebiyatıdır...DÜDÜKLEMEK YASAK
Görüyoruz değilmi cuntacıların yerine neo ittihatçı AKP geçmiş...değişen tek şey simalar yada kuklalar...düeşenler sadece maskeleri.
12 eylülün düdüğünü AKP öttürüyor,demokrasi düdüğünü ise diyarbakırle gençler.
sonuç biri mecliste diğeri ise önümüzdeki günlerde hapiste olacaklar.
12 eylülde kürtçe ıslık çalanlar hapise giriyordu şimdi düdük çalanlar kendi kefenini cebinde taşıyanlar.
iktidar yönetim krizine grmiş kafasını bir türlü kumun altında çıkarmak istemioryetmezmiş gibi penbe hayallerle ''diyarbakırıda alacağız'' diyor
yeri gelmişken eski başbakan mesut yılmaz'' AB nin yolu diyarbakırdan geçer ''diyordu.yeni başbakanda''ortadoğunun yıldızı...
siz eski ve yeni bakanlar nereye bakıyorsunuz bilmiyorum ama burnunuzun dibindeki sorunu bir bakın size zahmet. biçimsel değil öznel,yapmacık değil sade,kısa değil uzun vadeli bir siyaseti esas alın.tekleşmeden kalıplaşmadan ezbere konuşmadan...
şahinlere diyecek bir sözüm varki yok.çünkü onların işi var.tampon bölge,operasyon,iktidara nasihat,muhtıra,tank top sevkiyatıyla uğraşıp çapraz nöbette duruyorlar...işleri çok.
benim diyeceğim güvercinlere,toplumsal barışı sağlamak elini taşın altına koymak kendi resmini çizmek o kadarmı zor neyi tartışmaktan korkuyorsunuz?hangi ip barışı boğar?ölümsüz olmakmı korkunuz?yezmezmi binlerce köyün yakılıp yıkılması,faili belli cinayetler işkenceler,ölümler
savaşın yarattığı tahribatlar.
ders çıkarmak için dönem ödevimi almak gerekiyor.sizden ricam hocalarınızın(diyarbakırlı gençleri)gösterdiği kıbleye dönün... yoksa uzaktan davalun sesi hoş geliyor.denize düştüğünüzde köpüğe sarılmayın sakın,patlıyor.
saplantılardan ön yargılardan bölücü paranoyalardan kurtulmanın yolu doğru bir bütünleşme ve geçmişle yüzleşme olmalı,fazlası haram...
çoğulculuk,çok seslilik,hoş görü ilkemiz olması gerekirken,kendi iç dinamiklerini, demokrasi ve barış yanlılarını çaldıkları düdük ve giydikleri kefenden,açtıkları sarı kırmızı ve yeşil renkten korkarak cezalandırmak yapılan demokratik eylemleri pkk organize ediyor demek bağnaz tek dünyalı olmalı ve söylemlerde basitliği getirir.
demokratik hukuk devletinden bahsediyrsak kişiye ve topluma dayalı özel yasaları çıkarmak acizliğin göstergesidir.sıkı yönetim,OHAL,TMK,tampon bölgeleri yeniden hayata geçirmek geçmişe tekrardan dönüp kendi öz değerlerinde uzaklaşmak demektir.
uluslar arası savaş anlaşmalarını,evrensel bildirgeleri hiçe saymadan sırf çatışmalı ortamı ölümleri doğa katliamları çalınan düdük ve giydiğimiz kefenlerden dolayı cezalandırmamız başlıca demokrasi aybıdır...
TMK doğru söyleyeni cezalandırıyor...
gün geçmiyorki halen gazeteler kapatılıyor ardı ardına...
şoven milliyetçiler sahte ulusal kahramanlar çeteler cilit atıyor iyi çocuklarlan beraber.
nedense mendil saklamak suç oluyor düdük çalmak,kefen giymek bağırmak sloğan atmak.
düdüklediysem tekrar suçun devamı oluyor değilmi...amacım düdüklemek değil biz gençlerin yaptığı basın açıklaması sonrası diyabakır 6. ağır ceza mahkemesinin hakımızda verdiği cezanın asıl amacıydı...
TMK kendi düdüğünü bizim üzerimizde öttürürken diyarbakırın üzerinde halen kara bulutlar dolaşırken 28 mart ve 12 eylülün acısı halen sıcaklığını korurken hangi yüzlen diyarbakırı alacağız diyorsunuz.
yapmanız gereken yeni anayasada geçmişten ders çıkaran maddelerin olması ve kürtlerin üzerindeki tecrit inkar ve imhanın kaldırılmasıdır....
bunun dışındakiler bilinki fasa fisodur diyarbakırların deyimiyle prızedir edebiyatıdır...DÜDÜKLEMEK YASAK
Görüyoruz değilmi cuntacıların yerine neo ittihatçı AKP geçmiş...değişen tek şey simalar yada kuklalar...düeşenler sadece maskeleri.
12 eylülün düdüğünü AKP öttürüyor,demokrasi düdüğünü ise diyarbakırle gençler.
sonuç biri mecliste diğeri ise önümüzdeki günlerde hapiste olacaklar.
12 eylülde kürtçe ıslık çalanlar hapise giriyordu şimdi düdük çalanlar kendi kefenini cebinde taşıyanlar.
iktidar yönetim krizine grmiş kafasını bir türlü kumun altında çıkarmak istemioryetmezmiş gibi penbe hayallerle ''diyarbakırıda alacağız'' diyor
yeri gelmişken eski başbakan mesut yılmaz'' AB nin yolu diyarbakırdan geçer ''diyordu.yeni başbakanda''ortadoğunun yıldızı...
siz eski ve yeni bakanlar nereye bakıyorsunuz bilmiyorum ama burnunuzun dibindeki sorunu bir bakın size zahmet. biçimsel değil öznel,yapmacık değil sade,kısa değil uzun vadeli bir siyaseti esas alın.tekleşmeden kalıplaşmadan ezbere konuşmadan...
şahinlere diyecek bir sözüm varki yok.çünkü onların işi var.tampon bölge,operasyon,iktidara nasihat,muhtıra,tank top sevkiyatıyla uğraşıp çapraz nöbette duruyorlar...işleri çok.
benim diyeceğim güvercinlere,toplumsal barışı sağlamak elini taşın altına koymak kendi resmini çizmek o kadarmı zor neyi tartışmaktan korkuyorsunuz?hangi ip barışı boğar?ölümsüz olmakmı korkunuz?yezmezmi binlerce köyün yakılıp yıkılması,faili belli cinayetler işkenceler,ölümler
savaşın yarattığı tahribatlar.
ders çıkarmak için dönem ödevimi almak gerekiyor.sizden ricam hocalarınızın(diyarbakırlı gençleri)gösterdiği kıbleye dönün... yoksa uzaktan davalun sesi hoş geliyor.denize düştüğünüzde köpüğe sarılmayın sakın,patlıyor.
saplantılardan ön yargılardan bölücü paranoyalardan kurtulmanın yolu doğru bir bütünleşme ve geçmişle yüzleşme olmalı,fazlası haram...
çoğulculuk,çok seslilik,hoş görü ilkemiz olması gerekirken,kendi iç dinamiklerini, demokrasi ve barış yanlılarını çaldıkları düdük ve giydikleri kefenden,açtıkları sarı kırmızı ve yeşil renkten korkarak cezalandırmak yapılan demokratik eylemleri pkk organize ediyor demek bağnaz tek dünyalı olmalı ve söylemlerde basitliği getirir.
demokratik hukuk devletinden bahsediyrsak kişiye ve topluma dayalı özel yasaları çıkarmak acizliğin göstergesidir.sıkı yönetim,OHAL,TMK,tampon bölgeleri yeniden hayata geçirmek geçmişe tekrardan dönüp kendi öz değerlerinde uzaklaşmak demektir.
uluslar arası savaş anlaşmalarını,evrensel bildirgeleri hiçe saymadan sırf çatışmalı ortamı ölümleri doğa katliamları çalınan düdük ve giydiğimiz kefenlerden dolayı cezalandırmamız başlıca demokrasi aybıdır...
TMK doğru söyleyeni cezalandırıyor...
gün geçmiyorki halen gazeteler kapatılıyor ardı ardına...
şoven milliyetçiler sahte ulusal kahramanlar çeteler cilit atıyor iyi çocuklarlan beraber.
nedense mendil saklamak suç oluyor düdük çalmak,kefen giymek bağırmak sloğan atmak.
düdüklediysem tekrar suçun devamı oluyor değilmi...amacım düdüklemek değil biz gençlerin yaptığı basın açıklaması sonrası diyabakır 6. ağır ceza mahkemesinin hakımızda verdiği cezanın asıl amacıydı...
TMK kendi düdüğünü bizim üzerimizde öttürürken diyarbakırın üzerinde halen kara bulutlar dolaşırken 28 mart ve 12 eylülün acısı halen sıcaklığını korurken hangi yüzlen diyarbakırı alacağız diyorsunuz.
yapmanız gereken yeni anayasada geçmişten ders çıkaran maddelerin olması ve kürtlerin üzerindeki tecrit inkar ve imhanın kaldırılmasıdır....
bunun dışındakiler bilinki fasa fisodur diyarbakırların deyimiyle prızedir edebiyatıdır...
|
|
|
|
 |
| |
|