Dürüst olmak ve dürüst konusmak, gercekten cok ender bulunmaz bir hit kumasi oldu günumüz de. İnsanlar soylemlerinde çok baska, yasamşamlarında başka ve yazdıklarıyla bambaşka olabiliyorlar ve bunu örnekleri çok. Bu tür kişilikler eskiden devrımci aydın ve demokrat cevrelerde cok olmazdı veya cesaret edemezlerdi, malesef şimdi bizim ortamlara da rahatlıkla sızabılıyorlar. Insan olmanın en önemli kıstası, her şeye rağmen, her zorluğu ve her engeli aşarak kişiliğinde bütülüklü olabilmektir. Düşüncelerimi, duygularımız, yaşam biçimimizle pratiğimiz kesinlikle çok ayrıksı olmamalı. Birilerine yaranmak için, popiler olmak için ya da bireysel çıkarlarımız için taraflara göre rek değiştirilmemeli. Bu özelikle sanat yapan ve sanatçı idası olanlar için çok dah geçerli. Eğer düşüncede PKK yi ve Önderliğine eleştirisel yaklaşıyor ve yazdıklarınla onu öven yada destekleyen konuma sokuluyorsan, nekadar doğruları yasan da bence bu en büyük kişisizlik ve ahlaksızlıktır. PKK ve Onderliğinin hiç kimsenin övgülerine yada yaranmalarına ihtiyacı yoktur. Sanatcı sanatını yapar ve sanatın kıstaslarını uygularsa, zaten doğal olarak Özgülük hareketinin destekleyeni, sepatizanı veya seveni olacaktır. Yok eğer sanatsal kısırlık varsa ve eğer bir noktalarda tıkanıp, Özgürlük hareketi bir açılım kapısı olarak algılanıyor ve de yapılıyorsa, bu çok ilkesiz, çok sanat dışı, insani değerlere sığmayan bir yaklaşımdır. Neden buları yazıyorum, neden bu zamanda diyeceksiniz? Halklaşan ve devleşen Özgürlük hareketini hala kendi kısır düyasından bakarak, dar algılayanlar var da ondan. Artık hiç kimse yaşamıyla, yaptıkları ve düşünceleriyle bir sır olamıyor, en azından demir kapılar ardında kalamıyor. Bir biçimde her kesin, her anlamda yorumlanacak kadar bilgileri toplumca bilinebiliyor, yazılıp, çiziliyor. Bilgisayar çağındayız, her kes hakında her türlü bilgiye anında ulaşıp, dün ne yazmıştı, bugün ne yazıyor? Dün nasıl yaşamıştı, bugün nasıl yaşıyoru öğrenmek çok kolay. Sanatsal doğruları ve sanatsal yanlışları yazmak çok marifet değil, marifet bu yanlışların yapanlarla ilişkiliyken, onlarla beraber aynı atmosferı paylaşırken bu yanlışlarını onlara nekadarını paylaşıyordun? ve onların yanlış yapmamaları için ne kadar fikir beyanında bulunuyordunuz?. Yoksa bende her gün gazete köşesinde şu yanlıştır, şu hatadır, şu sanatı mafediyo, şu yapmıyor diyebilirim. Önemli olan, söylediklerimizle yaptıklarımızın parellerliğidir. Kürt sanatının gerçek anlamda sanatla özdeşleşen sanatçılara, Kürt sanatçısının da sanatın gücüne inanarak sanat yapmaya ihtiyacı var, gerisi hep boş şey. Tarihe bir nakış çizebiliyorsan, sanatın o muhteşem sayfalarında bir iz olabiliyorsan ve halkının gönlünde bir anlam ifade edebiliyorsan sen varsın ve sanat yapıyorsun demektir, gerisi gülüktür, sabun köpüğüdür. Şehitlerimiz elbete her zaman direnme ve başarma azmimiz, hedefimiz ve de tek doğrumuz olacaktır, ama kimsenin bu önemdeki kutsalığın gölgesine sığınarak kendini ifade etmesine de asla izin verilmemeli. Kürt sanatcısını başarma ve halkıyla buluşma rotası belidir, İnsanım-sanatçıyım-Kurdüm... bu bileşkede donanımını sanatsal anlamda edinen, sanatın gücüne ulaşan her bir arkadaşımız, her bir birey inanıyorumki milyonların gönlünü kazanır ve tarihe bir iz düşer. Yapacaklarımız öncelikle sanatın yüzünü güldürmeli, insanım diyene bir mesaj vermeli ve tabiki ait olduğun halka bir ivme kazandırmalıdır, o zaman kimse sizin yaptığınız sanata olumsuz anlamda bir laf edemez. Tabiti her sanat eseri yaşadığı çağın, toplumun tanığı olduğu oranda daha bir değer kazanır. Yine sanatçı, ürünleriyle yarınlar bir mesaj bıraktığını hiç unutmamalı... bu mesaj altınla, gümüşle, bakırla yazılabileceği gibi, değeri olmayan bir teneke olarakta sadece gürültü çıkaran bir olgu olarakta yansıya bilir. Umarım her Kürt sanatçısı yaşadığımız bu değeri asla biöilmeyen direngen tarihin birer doğru aktarıcıları olurlar ve yarınlara altın levhalar ile kendilerini taşırlar... Evet Özgürlük mücadelemiz her anlamda özgürlükleri savunan ve de hedefleyen bir mücadeledir ve çok yönlüdür. Kdın özgürlüğünü esas alan ve bu bağlamda her bir nuasa vurgu yapan bir mücadele. Doğanın özgürlüğünde buluşana değin insanın, insanlaşmasını esas alan bir mücadele. Sanat, böylesi bir mücadelede en çok kazançlı çıkan, en fazla güç alan olgudur. Sanatçı bu anlamıyla Özgürlük mücadelesinin en gönülü neferidir. Doğrudur, sanatın kendi eksenindeki özgürlüklerine çok dokunulmamalı, dokunulursa ne mi olur. Bakın yirmi otuz yıldır bazılarımız bu hasaa ve kırıtik nuası kaçırdığı için hem sanata ulaşamadı, hem de Özgülük mücadelesiyle buluşamadı. Yani sanat öyle bir olgu ki, onu toplumdan fazlasıyla soyutladığında da, çok fazla özeleştirdiğinde de ucubeleşebiliyor. Sanat kendi ekseninde ve kendi felsefesinde kaldığı oranda doğrularla buluşması çok dah güçlü olur. Özgürlük mücadelesi bugünkü konumuyla Kürtlerin tek doğrusu olduğu çok daha açık ve net bir ifadesi olmuştur. Bakın güneydeki ufak kazanımlar dahi hazmedilemeyip, her barbarın saldırısına uğramaktadır. O halde Kürt sanatçılarını bu anlamıyla sadece ve sadece sanatın doğrularıyla buluşmasına acil ihtiyacı vardır. Bu beraberinde kim olusak olalım, ne düşünürsek düşünelim, Özgürlük mücadelesiyle buluşma olacağı kesindir. Bunun için yeni nesilerin kesinlikle akademik bilgilenmeye ve donanmaya yönelmesi gerek, eskilerinde hiç vakit kaybetmeden alt yapılarını bilgi dağırcığıyla yeniden bir işaya yönelmesi lazım. Başka yolu olmadığına kesin inanıyorum. Bunlar olmasa bu ucubelerle, bu hak edilmeyen eleştirilerle, bu aynılaştırmalarla ve hiçleştirmleler le cebeleşmek kaçınılmazdır.
|
|