|
Bu yazıyı yazmayı hiç istemezdim. Sevgili Zilan Diyar'ın seni sen gibi güzel dillendiren "Sesin Taşıdı Asırlık Acılarımızı" yazısından sonra acaba hakkını verebilir miyim diye de düşünmedim değil. Ama yazdım işte, asla kabullenemeyeceğim gidişini yazmak istemesem de.
Sana dair başka şeyler yazmak istedim hep. Mesela sana olan hayranlığımı dile getirmek için, benim gibi başka hayranlarının mesajlarını iletmek için, sesindeki sana has tınıyı övmek için...Olmadı işte, zaten yarımlıklarla dolu hayatlarımızda, bir yarımlık da sen oldun. Her şeyin hakkını vererek yaşasan da, dağlara dolu dolu baksan da, şarkılarını analarımızın ve atalarımızın asi dağlarımızda saklı çığlıkları gibi hırçın, çağlayanlar gibi akışkan, analarımızın ağıtlarındaki gibi acılı, sevdalı yürekler gibi aşkla dillendirsen de, sen bizim yarımlıklarımızdan birisin. Arkanda çok büyük ve asla silinmeyecek izler bıraksan da sen bizim yarımlıklarımızdan birisin. Tüm kaybettiklerimiz gibi...Daha ömrünün baharında, hayallerin ve daha yapacak çok şeyin varken...
Bu yazıyı yazmama neden olan zamansız gidişin aklımın ucundan bile geçmezdi inan... Oysa ki yıllardır ölüm, kara gölgesiyle bir an olsun yanıbaşımızdan ayrılmamıştı ki. Ne bileyim işte ölüm hep yanıbaşımızda da olsa, alışılabilecek birşey olmamasından mıdır, her gidişin zamansız ve erken olmasından mıdır bilmem, tarifsiz acılar yaşatıyor biz geride kalanlara. Belki de yaşıyor olmanın cezasını çekmek gibi, her gidiş bir öncekiyle katlanıp, acılarımızı büyütüyor. Ama sen! Hiç tanımadığım, hiç görmediğim, ama kadınlarla yapmak istediğim sanatsal çalışmalara dair hayallerimin baş köşelerinde biryerlere oturttuğum duru yüzlü, yüreği gibi duru sesli kadın, gidişin o kadar yaraladı ki beni, bizleri. Evet seni hiç tanımadım. Birlikte sohbet etmedik hiç. Zaten insanlarla gerçek buluşmanın ille de fiziksel yakınlıklarla olduğuna hiç inanmadım ki. O nedenle bana hep yakındın. Seni tanıyan arkadaşlarla defalarca sohbetlerimizin konusu oldun. Ne hayaller kurduk sana dair. Hem gerçek yakınlık denilen şey nedir ki? Yanıbaşındaki kalabalıklarla buluşamama ve yığınlar içerisinde yalnız kalma en büyük sorunumuz değil mi? İnsan bazen birini çok yakın hisseder ya kendine. Sanki kırk yıllık dostmuş gibi hisseder ya, hepimiz sana dair öyle düşündük Delîla.
Hun li benda biharê bun
Wa bihar hat hun kuva diçin
Dilê we germ ruyê we bi ken bu
Her sê jinên azad neçin kuva diçin....
Bir dağ kadını olarak senin sesinden duyduk bu dizeleri. Kendi ağıdını okur gibi, kendi isyanlarını döker gibi, kendi sevdanı dillendirir gibi, coşkunu ve taşkın yüreğini bir sel misali kıtalar ötesindekilere akıtır gibi okudun tüm dağ şarkılarını. Üç özgürlük savaşçısı kadına atfen yazılmış bu şarkıyı, duygu dolu sesinden, yüreğinin en derinlerinden yüreklerimize nakşedişinden kısa bir süre sonra terkettin bizi. Yine şarkısını söylediğin kadınlar gibi onurlu ve güzel üç kadın olarak terkettiniz bizi. Yürek telimizi titreten sesini bize bırakarak gittin. Seni izlerken, yüreğimin coşkun bir sele dönüştüğünü söylesem bana inanır mısın? İnan ne olur. Çünkü o kadar güzel bakıyorsun ki dağlara... Birlikte şarkı söylediğin yoldaşlara...Hele şarkı söylemek ne kadar güzelleştiriyor seni... Küçük bir mırıldanışın bile nasıl renk katıyor gerilla seslerine. Ne kadar güzel yakışıyorsunuz birbirinize, sen ve dağlar, sen ve gerillalar, sen ve gülmek, sen ve şarkılar...
Hem bunları sen daha bizi acıların orta yerinde koyup gitmeden, seni izleyen ne kadar çok arkadaşla tartıştık bir bilsen...Hissettin mi acaba bizi, seni seven milyonları? Mutlaka hissetmişsindir. Çünkü geçenlerde seni tanıyan ve seninle yaşamış dağ kadınlarından seni dinledim. Seni tarif ederken "O bir aşk ve sevda kişiliğiydi, yaşamı o kadar zevk alarak yaşardı ki, onun hiçbirşeye karşı sevgisizlik hissettiğine inanmıyorum" diyordu biri. Bir diğeri de; " Delîla, yoldaşlara sarıldığında onları içine alır gibi kucaklardı" diyordu. Yani arkadaşlarına, dağlara, halkına ve şarkılarına sevdalı bir kadın olarak, o kadar zevkle, özgürce ve kendine güvenerek şarkı okurken, özgürlük yürüyüşüne katılırken seni dinleyenlerde ve izleyenlerde yaratacağın hislerin ne olabileceğini tahmin etmişsindir. Ama tahmin ettiğinden de öte bir şeyler yarattın bizlerde.
Tüm güzelliklere yakışan güzel kadın! Ölüm hiç yakışmadı sana. Öksüz bıraktın sesine daha doymamış, hasretlikler ve özlemler diyarı yüreklerimizi.
Yüreklerimizin başucu şarkılarının duru sesi olarak hep seni dinleyeceğiz, şarkılarımızı senin gibi aşkla okuyacağız, aşkla bakacağız asırlık acılarımızın yaralı topraklarına, insanlarına, dağlarına...DELÎLACA yani....
Songül Beyazgül |