NÇM bu üç harfle başlayan Özgürlük mücadelesinin Türkiye sahasındaki sanat ve kültür akımı, kısa sürede dev bir dalga gibi büyüdü. 1990 yılında şekilenmeye başlayan ve 1991. 28 Eylül günü şölenle açılışını herkese duyuran NÇM, halkımızın tam anlamıyla mütiş bir sahiplenmesiyle karşılaştı. O süreç Özgürlük mücadelesini degeleri bozduğu, Kürt halkını serhildanlarda kendi onuruna sahip çıkardığı yılardı. Önderimiz o süreci çok anlamlı bir sözle vurgulamıştı; “Diriliş biti, sıra kurtuluşta” NÇM tamda bu süreçte Mezopotamyanın o köklü, tarihsel deriliği üzerinde kuruldu. Adı çok anlamlı ve çok güzeldi, Navenda Çanda Mezopotamya Jorîn (Yukarı Mezopotamya Kültür Merkezi). Kostantinopolis yada devşirme adıyla İstanbul, kendi tarihinden çalınmiş bu şehirde, tarihi karartılmış bir halkın görkemli mücadelesinin esitisinde NÇM doğmuştu. Her bir anı şimdi gibi hatırlıyorum, çünkü açılışta ağlamayanımız kalmamıştı bunlar hep zaferin, sevincin gözyaşlarıydı. Kimler vardı, tarihimize ak yüzlü Çınar diye geçen Musa Ater, bilge insan Kürt dilinin sadık ve zengin ustadı Feqi Hüseyin, dönemin temiz ruhunda yıkanmış ve kirlenmeyi kabul etmeyen bir çok aydın, yazar, sanatçı vardı. Tarlabaşı cadesinin eski ama onarılarak pırıl, pırı bir hale gelmiş beş katlı bir binada açılış yapıldı. Öncesinde aylarca yoğun bir çalışma, temizlik ve hazırlık işlerin yapmıştık. O dönem gerçekten her şey dah duru, dah yakıcı ve daha sıcaktı. Tek arzum ve tek tutkum gerilla olmaktı ve bu amaçla İstabula gelmiştim ama yaptığım iş sanattı ve hala eğitmine devam ediyordum sıkı bir öğernciydim de. Bana bir Kürt Kiltür merkezi açılacak yer alırsan iyi olur, bir gerillanın görevini burada da yapabilirsin demiştiler. Doğru bulmuştum ve hiç bir teredüde yer vermeden çalışmalar katılmıştı. Ben NÇM nin emekçi sanatçılarına değineceğim, çünkü görünmeye yüzüdür bu. 1990’da bir Kürt dergisinin, derneginde tanışıp müzik gurup kurduğumuz, şehit Melek ve Merdan Zırav, Koma Çiyanın elemalarından Hüseyin İldan (Genim), Celal Ekinci, Şehit ali Temel, Yekbun, Leyla, Adıyamanlı Hüseyin, Beser şahin, Zana Ferqi, folklor hocası Mardinli İrfan, resam Mahmut ve Feyzi Bilge, siyaseçi Filiz Oğuz ve hep güzel gülümseyen, yorulmadan işlere koşturan sekreterimiz Esma. Bu merkezi her anlamda sahiplenip büyümesi için yoğun çaba harcıyanlardı. Koma Serhildan foklor ekibinin tüm elemanları en başından hep ilgili ve katkı sunan oldular. NÇM de kalanlar, sürekli çalışan ve her zorluğu yaşayan arkadaşları gerçekten anmak gerekir. Bazen günlerce sadec zeytin ekmek yiyerek, bazen kızartılmış yumurta, bazende ucuza aldığımı tahin ve pekmez karıştırarak doyururduk karnımızı. Ben Merdan, İrfan, celal çoğulukla geceleride kurumda kalırdık. Zorluklar umrumuzda değildi, önemli olan onurumuzla buluşmamızdı ve hatta yaşamda olmadığımız kadar mutluyduk. Hepimiz şunun bilincindeydik, Önderliğin emeği bilerce gerillaya, gerilanın emeği milyonlara ve milyonlar kendi kurumlarını yaratıyordu, böylesi bir kurumun kuruluşunda bulunmak tarihin atfedeceği en büyük onurdur. Ben açılışta Müzik bölümü adına bir kısa açılış konuşması yapmıştım, heycan ve gururdan uçuyordum. Betonlanan tarih adeta bir volkan gibi kükremişti ve bir kaç yıl önce hayalini dahi kuramadığımız şey şu anda gerçekleşiyordu, NÇM. O yıların tüm çalışmaları çok anlamlı ve bir geleneğin yaratıcılarıydı ama özelikle Çocuk korosu ve Jiyana Nu tiyatrosu dah bir önemliydi, çünki ikiside kuzey Kürditanda bir ilkti. Kısa zamanda Gule Mezrabotan 30-40 çocuğa ulaştı ve ilk koserlerinde deyim yerindeyse bir bomba gibi düştü. Çok iyi hatırlıyorum, çocuklarla ilk koserimiz 1991 kış aylarında Düzcede bir HEP etkiliğiydi. Çocuklar 3 yaş ile 12 yaş arasında 36 renga rek ulusal Kürt motifleriyle sahneye çıkınca, salon adeta alkıştan hop oturdu, hop kalktı. Salonda ağlamayan kalmamıştı. Çocuklar okada profesyonelce şarkıların söylüyorlardı ki, her bir hareketleri, sözleri etrafdaki bine varan polisleri çıldırmıştı. Lezkın şarkısı tüm halka mücadeleye katılın çağrısıydı ve bunu küçücük yürekleriyle çocuklar söylüyordu. Musa Amca o ak yüzüyle en önde oturmuştu ve yanağına süzülen yaşlar belirgindi, yerinden kalktı ve sahneye geldi. Biz proğramı bitirmiştik, onun geldiğini görünce hepimiz saygıyla onu bekledik. Her bir çocuğu sevgiyle öptü, benimde gözlerimden öptü ve en küçük olan Dilanın elinden tutup, mutlu bir yüz ifadesiyle; “ bakın, sizde bakın zalimlerin zulmünü yayanlar(diye polislerin yoğun olan tarafına döndü, Dilanı göstererek) bu yedi, ben yetmiş bu iş bitmiştir....” salon alkıştan iliyordu ve “Biji Serok APO” dinmeden sürdü. Konuşmasını; “bu çocuklar yarını Özgür Kürtleri olacak bunu unutmayın” diyerek bitirdi ve bizimle beraber indi sahneden. NÇM bir çok ilke imza atmakla kalmadı, gerillanın özgürlük aktarıcısı görevini sanatsal anlamda özelikle ilk yılarında çok başarıyla oynadığına inanıyorum. Bu kurumum Şehit Ali temal, Melek, Sarya, Baran, Argeş, Mordem, Hogir ve onlarca canfesayisi oldu. 1992 de bir akdeniz turnesi düzeledik. Otübüs tutmuştuk, bütün müzik gurupları, tiyatrocu ve bazı yöneticilerle beraber başarılı bir turne yaptık ve bu bir ilkti. Bu Türkiye için bir devrimdi, yasaklı Kürt dili direnişteydi, şarkılar, oyunlar ve skeçlerle kent, ket dolaşarak kendini azad eyliyordu. Atalya, Mersin, Adana ve İskenderun, tüm ısrar ve zorlamamıza rağmen devlet Kürdistan ilerine girmemize izin vermemişti. Bu turnemize çok başarılıydı, Jıyan Nu’nun “Generale Tırsonek” oyun Çocuk korosu, Serhildan gurubunu halk oyunları ve Koma Mezrabotan, Koma Çiya, Koma Azad müzik gurupları ve solist Gani Nar, Xanemir bu turnede bir geleneğe imza atılar. NÇM bugun 16 yaşında bir genç, inanıyorum ki bu evredeki genc kurum, her geçen yıl eksiklerini giderecek ve ilk kuruluşundaki amacı doğrultusunda Kürt kültür ve sanatına büyük katkılar sunacaktır. NÇM nin şehitleri şahsında bütün Kürdistan şehitlerini minetle anıyor ve her ne olursa olsun, onların yolunda olduğumuzu vurgulamak istiyorum.
|
|