|
9 Ekimin tarihsel önemi üzerinde gerçekten çok durmak gerekiyor. Bu hem
yaşadığımız trajedinin iyi anlaşılması ve hem de geleceğimizin kazanılması için
zorunludur.
9
Ekim komplosu öyle sıradan bir olay değildir, iyi anlaşılmalıdır. Komployu boşa
çıkartmak için, komplocu güçlerin bize dayattığı savaşı değil, barışı tercih
etmiştim. Bu amacımdan da bütün zorluklara, bütün engellemelere rağmen size
duyduğum büyük saygım ve özlemim nedeniyle vazgeçmiş değilim.
20.
yüzyılın sonlarında, Kürt halkının özgür iradesine karşı dünya çapında bir
komplo ve darbe planı uzun bir hazırlık sürecinden sonra artık adım adım
pratikleşiyordu. Filmi bir kez daha geriye çekip baktığımızda, bu planın aslında
‘90’ların başında Londra kaynaklı olarak uygun görülüp uluslararası düzeyde
hayata geçirilmek istendiği anlaşılacaktır. Planın Türkiye boyutları az çok
bilinmekle birlikte, Avrupa ve ABD boyutu net olarak anlaşılamamıştır.
Uluslararası boyutunu görmezsek, değerlendirmelerimiz eksik
kalacaktır.
9
Ekim ‘98 çıkışı değerlendirilirken, Ortadoğu zemininin ne anlam ifade ettiğini
çok sağlam ve yürekten çözümlemek gerekir. Bu zeminde yirmi yıla yakın bir
pratik geçirdim. Sayısız ilişki ve çalışmalarda bulundum. Tarihsel önemde
gelişmeler ortaya çıktı. Bu gelişmelerin benimle ilgili hangi sinir ve ruhla
gerçekleştirildiği ve nasıl dayanabildiğim de bütün yönleriyle mutlaka
anlaşılmalıdır.
Yine
9 Ekim 1998’de sürece yönelik baskı politikasından sonra, dağı değil Avrupa’yı
tercih edişimin nedeni diyalog yollarını geliştirmekti. İmralı’da sorgulama
sürecim aynı havada geçti. Burada klasik bir sorgulamadan ziyade, sorunlara
diyalogla yanıt aramanın tek doğru çıkış yolu olduğu ısrarla vurgulandı.
9
Ekim yürüyüşü, barış ve demokratik çözüm arama yürüyüşüdür. Başarma isteğini
dile getiriyor. Ben bunun haklı olduğuna inanıyorum. Neden dağa değil de
Avrupa'ya, siyasal alana yöneldim? Hala bunu tercih ediyorum. Daha çok acıya
neden olmamak için, kırk yıldır rüyasını gördüğüm dağı tercih etmedim.
Barış ve demokrasi imkanı çok sınırlı da olsa, orada göründüğü ve
buna inandığım için tercih ettim. Tam belli değil, başarıya ulaşamadı. Dostların
iyi bilmeleri gerekir. Halk ve Türkiye bunu anlamaya çalışmalı. Neden Avrupa ve
Rusya beni olumsuz karşıladı? ABD neden komplonun içine girdi?
Rusya kendi yakın tarihine ters düştü; ABD’den alacağı İMF
kredilerinden dolayı menfi tutum takındı. Avrupa bana karşı doğru davranmadı.
Kendi hukuk ve demokratik siyasetine uygun hareket etmek yerine, ekonomik
çıkarlarına uygun davrandı. İtalya da iyi davranmadı. İtalya'nın tutumunu fazla
onurlu davranmadıkları için önemsemiyorum. Avrupa'dan onuruma uygun davranmadığı
için ayrıldım. Ben halkımın ve Ortadoğu'nun onurunu çiğnetmedim. Beni ellerinde
çok onursuz, kişiliksiz tutmak istediler. Benimki onur savaşıydı. Onur her
şeyden daha önemliydi.
Benim Türkiye’ye teslim edilmemdeki asıl amaç da bir Türk-Kürt
savaşı yaratmaktı. O süreçte ben de kötü niyetli davranabilirdim, barış yanlısı
bir tutum sergilemeyebilirdim. Fakat böyle yapmadım. O zor günlerde zor
koşullarda yaşayarak, ayakta kalarak ve barışa dönük projeler uygulayarak
Türk-Kürt savaşı planını boşa çıkardım ve hala da çıkarıyorum.
9
Ekim süreci daha iyi anlaşılmıştır. Bunları kalın çizgilerle tekrar
belirtiyorum. Programımızı ve stratejimizi dünya çapında geliştirmelisiniz.
Avrupa ve Ortadoğu, İran, Irak ve Türkiye açısında büyük fırsatlar veriyor.
Umarım bu fırsatların farkındasınız. En önemlisi askıda olan barış sorunudur.
Demokratikleşme Türkiye’de çok sınırlı gelişiyor. Demokratik mücadele
gelişecektir. Mutlak PKK’nin tasfiyesinden yana olanlar var. PKK ile barış olmaz
deyip dışlayanlar var.
Araplar ve Mübarek beni Ortadoğu’dan çıkarmak için Türkiye, İsrail
ve Amerika ile bağlantılı olarak komploda rol aldılar. Şimdi kendileri ABD ve
İsrail ile karşı karşıya geldiler. Benim başıma getirdikleri şeylerin aynısı
şimdi onların başına geldi.
Bu
oyunu tarih ilerde açıklığa kavuşturacaktır. Yunanlılar güya jest yaparak, ABD
ile birlikte beni Türkiye’ye vererek Türkiye’den Kıbrıs ve Ermeni meselesinde
taviz istiyorlar. Kimse beni jest olarak kullanamaz. Kimse bizim üzerimizden
jest yapamaz.
Halkımız üzerinde Sümerlerden beri geliştirilen kolonileştirme
çabalarının ayrılmaz bir parçası olan ve esas olarak dost görünümünde işbirlikçi
güçlere ve kişilere dayalı komploların en kapsamlısı olarak hayat bulan 9
Ekim-15 Şubat komplosu, istediği ve planladığı sonuca ulaşmaktan uzaktır. 20.
yüzyılın tüm hainlerini ve işbirlikçilerini en üst emperyalist irade altında
birleştiren bu komployu bir tarihsel Anadolu ve Mezopotamya barışına
dönüştürmek, görev olarak halklarımızın ve tüm sorumlu güçlerinin önündedir. Bu
göreve sahip çıkmak, hem ülkenin güçlü bütünlüğü, hem de laik ve demokratik
cumhuriyetin özlü birliği için tek doğru tutumdur. Abdullah Öcalan |