|
Tam 9.yıla gireceğiz, 9 yıl yeni insanın adı olan Önderimiz Başkan APO İmrali adasında esir tutulmaktadır. 9 yıldır bir halkı yeniden dirilten insanı yaratığı değerlerden kopartılmaya çalışılıyor.
Neden êdî bese, neden yeter artık diyoruz?
Çünkü herşeyin bir sınır var, her durumun ve sonucun tahamül edilebilecek, aşılmayacak derecesi var. Belkide en sert uslubumu kullanacağım bir yazı ya da paylaşmak istediğim öfkenin satırları olacak. Sanırım bu son yıllarda bizi bu duruma getiren nedenleri sıralamakta yarar var...
Aklımız, beynimiz ve yüreğimiz hiç bir zaman unutmamalı. Alışmamalıyız... Alışırsak eğer bizde bu vahşetin bir parçası oluruz. Hepimizin bildiği gibi düşman halkımızın, bizlerin en hassas ve ölüm kalım meselesi olarak nitelendirdiğimiz yanımızın Önderlik olduğunu çok iyi bilmektedir. Ve bu son yıllarda kendisinin zafer olarak nitelendirdiği çirkef kaçırma olayından sonra Önderimizi zamana yayılmış bir ölüme sürüklemek istemektedir. Yıllarca Kürt sorununu dillendirip Önder APO’suz, PKK’siz bir çözüm dayatmıştır. Bunun için ne tipleri idüğü belirsiz tipleri, kendini, ruhunu satmış dönekleri Kürtlerin muhatabı kılmaya çalışmıştır. Geçmiş hükümette bazı formalite yasalar çıkarıp gözlerimizi körleştirmek istemiştir. Fakat reformlar ne olursa olsun uygulama imkanına kavuşturulamamıştır çünkü asıl muhatapları olan bizler, yine uzak tutulmak istendik. Bunlarla beraber bu korkunç insanlık suçuna özgürlükler ülkeleri, gelişmiş ve İnsan haklarının uygulandığı diye geçinen AB ülkeleride bu oyuna, bu vahşete sessiz kalmışlardır. Fakat dün olduğu gibi bugün de yarın da Kürtlerin Önderi, yaşamı Önder APO’dur. Bunu onlar da çok iyi bilmektedir. Bunu halkımız her dönem için eylemlikleri, serhildanları ve direnişiyle çok iyi ıspatlamıştır. Bunu gören düşmanda son yıllarda tecrit politikasını ağırlaştırarak Önderimizin sağlığını da daha derin bir şekilde tahrip etmek istemektedir. Bu yılın mart ayında açıklanan zehirleme olayı hepimizi derinden etkilemiştir. Bunun için halkımız ve militanlarimiz çok yoğun bir eylemselik sürecine girerek, Önderliğimizin yaşamını kendi yaşamı olarak görüp ölümüne kadar sahiplenme tavrını benimsemiştir. Bu şekilde 39 gün süren bir ölüm orucundan sonra CPT heyeti İmralı adasına gitmistir. Fakat heyet gidişinden bu yana halen Önder APO’nun sağlık durumu hakkında resmi bir bilgilendirme, açıklama yapmamıştır. Bu yaklaşım çıkar dengelerinin, iki yüzlü politikalarinin devamı anlamına gelmektedir. Bir insanın terk edilmek istendiği ölümü sessizce seyretmektir.
Bununla birlikte son günlerde hepinizin izlediği gibi türk medyalarında yoğun bir özel savaş politikası sürmektedir.“Teröre karşı mücadele kampanyası“ başlığı altında yürütülen çirkin politika... O zaman soralım hangi terör, kimin terörü? Asker annelerini, yakınlarını durmadan televizyonlara çıkaran insanların acılarını en feci bir biçimde kullananlar asıl terörün sözcüleri değilmidir. Kendi aslını inkar edip şov programlarında aman kim daha fazla para toplar derdine giren İbrahim tatlıses, Ceylan, Yılmaz Erdoğan gibileri utanmadan bu işe alet olmuyorlar mı? Bir insan onuru kimliğidir... Bu kimlik ‚min go’ ‚çi go’ gibi sözlerle temsil edilemez bir parçada lolo lele diyerek sahip çıkılmaz. Terörden kasıtları olan kendi insanları kendi kanları olduğunu bile bile buna dahil olmak en aşağlık durumdur. Getirsinler gerilla annelerini, yakınlarını hele bakalım... Neden onlar duygsuz insanlar mıdır, onlar ki bu acı tarihin en diri ağıdıdır, çünkü onların evlatları hem dağda şehit düşüyor hem de askerde yaşamını yitiriyor.
YETTİ ARTIK...
Bugün insanlık onuruna sahip olan Türk asker annelerinin bazılarıda -ben oğlumu bu vatana helal etmiyorum, ben onu ölmesi için askere göndermedim- diyorsa, insan dönüp biraz ne yaptığını kendisine sormalı.
Adını koymak gerekiyor bunların hepsinin. AKP’ye oy verenler oturup kendilerini sorgulasınlar, bu kadar alçaltıcı bir duruma düşmeyi nasıl kendilerine yediriyorlar. İki gün önce sınır ötesi operasyonu tezkere ile onaylandı. Acaba bu kararın çıkacağını bunda payları olduğunu hissedebiliyorlarmı? Seçim sürecinde sırf onun bunun vaatlarına kanarak neye imza attıklarının farkındalar mı acaba? Bilinçli-bilinçsiz tüm bunların karşısında artık Kürt halkı sessiz kalamaz, nerden dönülürse kârdır denilir. Tüm Kürtler artık elini vicdanına koyup onuruna sahip çıkarak direnişini yükseltmeli.
Kürdün onuru Önderidir, kimliğidir. Biz Kürt halkı için Önderimizin yaşamı, sağlığı, kimliği O var oldukça varolacaktır... Bunun için Aklımız, beynimiz ve yüreğimiz hiç bir zaman unutmamalı...
Artık sabrımız kalmadı! Çünkü kendine sahip çıkmak, Önderliğini yaşamak ve yaşatmak, Artık Yeter, Êdî Bese deyip bu kampanyaya katılmaktan geçer....
|