|
Geçenlerde Fransada yayınlanan bir gazetede Mağduriyet kavramı üzerine bir yazı okudum. Mağdur kavramının bir çok anlamı vardır. Bir çok olayın gerçekleşmesi ile ifadelendirilebilir. Fakat bu yazıdada geçtiği gibi günümüz dünyasında birçok ülkede çeşitli konularda insanları mağduriyet psikolojisine iten haber ve programların yayını artmaktadır. Fransızcada “victimisation“ olarak tanımlanan kavram tam olarak insanların mağdurlaştırılmasıdır. Aynı kapsamda kelimenin zıt olarak nitelendirebileceğimiz iki yönü vardır. Biri doğrudan ayrımcılık, diğeri ise dolaylı ayrımcılık olarak kendini gösterir. Bir kaç örnekle daha iyi anlaşılacağının kanısındayım.
Örneğin son günlerde bildiğimiz tüm türk gazetelerin “sağduyu’ya“ yönelik çağrılar var. Bunlar özellikle köşe yazarları tarafından yapılmaktadır. Ve hepside bir noktada bulmuşmaktadır. Bu noktayı da şu sözlerle ifade etmektedirler “Kardeşliktir vurulmak istenilen“. Burada işte “ asıl hedef terör asıl hedef PKK“ denmektedir. Bu sözlerin içindeki mesaj iyi irdelenmelidir. Burada olayı siyasal içeriğinden boşaltıp insanlık adına sözde nutuklar atarak insanların duyguları hedeflenmektedir. Unutulmaması gerekir ki mağduriyet piskolojisi ya da mağdurlaştırma politikasının asıl amacıda tartışmaların içeriğini apolitikleştirmek ve Suçlu ve Mağdur taraflarının karşılaştırılmasını zayıflatmaktadır. Sorunların asıl sebebini global bir çerçevede ele alıp eritmeyi hedeflemektedir. Bu anlamda dolaylı bir ayrımcılıktan söz etmek mümkündür.
Bir diğer örnek ise günlerdir Türkiyenin tüm medya, yayın ve basınlarında sergilenen duygu sömürüsü içerikli ve hatta halkın duygularını azdıran makale ve görüntüleridir. Bu yollarla insanlarda öfke uyandıran tepkileri pekiştirmek amaçlanıyor. Operasyonun öncesi ilk günlerinden itibaren türk televizyon haberleri ve programlarında açıktan bir özel savaş süreci başlatılmıştır. Her yayında çocukları askerde olan aileleri çağrırıp onların duygularını kullanarak halkın tepkileri dürtülmeye calışılmaktadır. Bir de şov programlarında sanatçıların kendi eserleri değil devletin isteği doğrultusunda insanlarin milli duygularını hortlatan milli marşlar “Mehmetçiye“ övgü içeren şarkılar söylettirilmektedir. Bu şekilde düşmanlığı, nefreti ve kini derinleştirerek türk halkını mağdurlaştırma politikası ile adeta bir sürü gibi yönledirmek istenmektedir. Mağduriyet piskolojisini tek taraflı bir şekilde sınırlandırarak doğrudan ayrımcık geliştirilmektedir.
Oysa ki bu bir savaştır ve bildiğimiz gibi her savaşta esas mağdurlar tarafların yakınlarıdır. Bu çok iyi bilinmektedir. Fakat bir gerçekte vardır ki hiç bir insan acısını başkasının acısından çıkaramaz ya da silemez. Onun için türk asker aileleri şunu iyi bilmeli devletin sesi olan medyaların propagandaları ve milliyetçi çevrelerin püskürtme yaklaşımları sonucu sokaklara dökülüp halklararası düşmanlığı geliştirecek provoksayonlara gelmemeli. İnkarcı ve imhacı egemen güçlerinin oyunlarına alet olmamalılıdıralar.
Bugün esir alınan 8 askerin ilk görüntüleri yayınlanda, görüldüğü gibi onlara herhangi kötü bu muamele yapılmamaktadır. Bu davranışları ile türk medyaların “Vahşi“ diye tanımladıkları Özgürlük hareketimiz öz değeri olan gerillalar kendine çağdaşım diyen birçok çevreden çok daha ileri olduklarını tüm dünyanın gözü önüne bir kez daha sermişlerdir. Ve bazı sitelerde gereksiz bir şekilde yorum yapan cahil insanların dediği gibi, burada bir pazarlık olayı yoktur. Hareketimiz bir insanlık hareketidir, amacına ulaşmak için düşman cephesinden bile gelse teslim olan insanları kullanmaz. Bu askerler şu anda bir şaşkınlık içinde olabilir, fakat sanırım şu anda mağdur psikolojisinden uzaktırlar.
Bunun için dünyada, iç ve bölge savaşlarında taraf ülkelerin insanları arasında yaygınlaştırılan ve insanları mağduriyet psikolojisine sürükleyen çevrelere alet olunmamalı. Asıl mağdur olanlar öteki mağduru da tanıyabilenlerdir.
Berfîn Dilav
|