Ahmed Aktaş
Ahmed AktaşBÊ-ZELÊ!
Günay Aslan
Günay AslanSavaşta son tango
Mehmet Sögüt
Mehmet SögütBaskı ve baş aşağı gidiş
Cemil Bayık
Cemil BayıkLi dengê xwe xwedî derkevin
Kakşar Oremar
Kakşar OremarDURÛTIYÊN DEWLETA TIRK HETA KENGÎ?
Konuk Yazarlar
Konuk YazarlarEy Türk Annem gör Kürt Annemi
Abdullah Öcalan
Abdullah ÖcalanEn Etkili Birey Herkese Bir Şeyler Verendir
Selahattin Erdem
Selahattin ErdemTEPKİLER
Erkan Kobanlı
Erkan KobanlıOHA-L yani!
Songül Beyazgül
Songül BeyazgülGolfçü Paşa, magazinci basın ve ölen askerler...
Rotînda Yetkîner
Rotînda YetkînerYaşanan her şeyin bir nedeni ve bir sonucu vardır.
Mahmut Aslan
Mahmut AslanAcı iki taraflıdır...
Mihemed ORHAN
Mihemed ORHANDewleta Tirk Hertim Dixwaze Raya Giştî Bi Xapêne
Ahmet Dere
Ahmet DereLi Belçîkayê Konferansa Kurd
SONGÜL BEYAZGÜL
 SONGÜL BEYAZGÜL ‘Her şehit için bir DTP’li öldürülmeli’
Özgür BİLGE
Özgür BİLGEDinsiz Haşmetli
Kasım ENGİN
Kasım ENGİNİlker Başbuğ ve Toplumu Yeniden Kurmak
Serbest Rêzan
Serbest RêzanVegera ji nîvê rê jî kar e, lê..?
Mahir Deniz
Mahir DenizFELSEFEYE GİRİŞ -17-
Mizgîn Bîngol
Mizgîn Bîngol16 SAL BERÊ
Hemîd DILBIHAR
Hemîd DILBIHARŞEVA ÇÛYÎ
Ömer Dilsoz
Ömer DilsozHer însan siwarê hêviyên xwe ye
Cemo Devrim
Cemo Devrim Avrupa’dan Botana, şahinler ülkesine gidenlere...
Nurhak Erdal
Nurhak ErdalSavaşın gölgesinde 1 Eylül’e giderken
Ülkem Zeremya
Ülkem ZeremyaEBEDİ KOMUTAN’A
Fırat Penaber
Fırat PenaberŞİMDİ DALMIŞIM
Teman Dep
Teman Dep1 HAZİRAN KADIKÖY MİTİNGİ, ÖLÜM DEĞİL ÇÖZÜM VE MEDYA
Siyamed Sipan Uğurlu
Siyamed Sipan UğurluNobedarên Azadiyê
Ömer Yüce
Ömer YüceAvusturya’nın Graz kentinde Amara Gençlik Festivali heyecanı başladı.
Hozan Dîno
Hozan DînoBitmeyen Yolculuk..!
Halil Uysal
Halil UysalEylül…
Mîr Qasimlo
Mîr QasimloSeîs wiha got: Em ê gazî vebêj bikin
Hayri Cewlik
Hayri CewlikBir Newrozun Anlattıkları
RC TEC
RC TECBu Haftaki Oyunumuz : Icindeki Dj
Berfîn Dilav
Berfîn DilavYüreğin Aydın yaşamın Yılmaz dı senin
Umut Özgür
Umut ÖzgürGÜNEŞİN GERÇEK SAHİPLERİ
Sedat İnci
Sedat İnciDağlara nakış ettik izlerimizi
Mehmet Mekin Yıkın
Mehmet Mekin YıkınKürt basını üzerine bir kaç söz
Zana-Qenco
Zana-QencoOPERASYON ve GELİŞMELER
Polat Can
Polat CanGERYANEK DI CÎHANA WÊJEYA NÛJEN YA KURDÎ DE
JÊHAT BÊRTÎ
JÊHAT BÊRTÎAnlatılması zor anlar
Rızgar Azad
Rızgar AzadŞaşırmayın; yanlış yapmayın!
İbrahim Güney
İbrahim GüneyEy TC! Senin gücün Kenan Güzel'e yetebilir mi?
Mehmet Alagöz
Mehmet AlagözUluslaşma ve Sanat
Firaz Baran
Firaz BaranBüyükanıt'ın yaptıkları
Hevîdar Munzur
Hevîdar MunzurTîrêjên Roja me îro ji herdemê geştirin
Argeş Arjin
Argeş ArjinGençlik eyleme, zafere....
Remzi Zilan
Remzi ZilanÖzgürlüğün Dili: ÇIĞLIK !!!
Cudi Arif
Cudi ArifÖzlemin patikalarında

 
İdeolojik Zenginliği Olmayanların, Pratik Zenginliği Olamaz!



Yazar Adı: Abdullah Öcalan


Yazarın Tüm Yazıları

Eklenme Tarihi: 26.10.2007 Saat: 23:39

İdeolojik zenginliği olmayanların, pratik zenginliği olmaz. Pratik eylem alanındaki hareketimizin en temel ihtiyaçlarından birisi bu zenginliktir. İdeolojik düzeydeki yetersizlik, daralma ve oldukça eklektik, başka sınıfların, hatta yabancı gerçekliklerin etkisindeki çok kaba, çok sorun teşkil eden bireysel hesaplar, pratik hercümerci daha da artıran eklektik düşünce, bir ideolojik gelişme olarak görülemez ve hatta aşılmayı gerektirir.

PKK çizgisi ideolojiyle başlamış ve onunla gelişmiş bir çizgidir. Başlangıcında belirleyici olan ideolojidir. Pratik ancak bu temelde hem vücut bulmuştur, hem de çok dikkatli bir biçimde bağlı gelişirse sonuç verebilir. Dolayısıyla eylemle ideoloji arasındaki kopukluk en temel sorunlarımızdan birisi olmaya devam ediyor. Kişilerdeki kuru, yüzeysel ve fazla tarz üretmeyen gerçeklik, kesinlikle ideolojinin olmayışından veya yetersizliğinden, yanlışlığından kaynaklanıyor. Bunu gidermedikçe, eyleminizin (kadro-komuta) bir anlam ifade etmesi zordur.

       İşin daha da olumsuzu, ekmek-su kadar ihtiyaç olunduğu halde ideolojiden kaçışın neredeyse bir alışkanlık haline gelmiş olmasıdır. Hayır, ideolojinin, dünya devrimler biliminin sonuçlarını gerçeğimizle, hem de yaratıcı ve başarılı bir biçimde kaynaştıramazsak, bu işte başarıya gitmek mümkün olmaz. Sınıf zemini çözülmüş, hatta sınıf olmaktan çıkmış, önemli oranda erimiş, iddiasını yitirmiş ve düşmanı olağanüstü yaşamaya yatkın hale getirilmiş, direnme kabiliyeti olmayan, olsa da kaba bir isyancılıktan öteye gitmeyen bu kişiliğin, kendisini ideolojik olarak toparlaması da çok zor.

Zor olduğu için de bütün çabalarımızı, belki de düşman faaliyetlerinden daha fazla zorlamaktadır. Toplumun geri düzeyini olduğu gibi Parti içine yansıtma, toplumsal yenilmişliği, güçten düşmüşlüğü, özellikle örgütlenmeden kaçan gerçekliği, Parti içinde, hem de Parti'nin imkanlarıyla Parti'ye karşı dikme, neredeyse vazgeçilmez bir alışkanlığınız haline gelmiştir. Şimdi siz buna bayılıyorsunuz veya bu tarzınıza sevdalanıyorsunuz. Açık söyleyeyim ki bu, objektif olarak, düşmanı en tehlikeli bir biçimde Parti ortamına dayatmaktır.

Bu tehlike var. Demin bahsettiğimiz sınıfsal, sosyal gerçekliğinizin inatçılığı da göz önüne getirildiğinde, yıllardır Parti içinde sanki bir hakmış, faziletmiş, önemli bir özelliğinizmiş gibi adeta bununla yaşadığınızı, hatta başardığınızı sanmanız tehlikeyi daha da büyütüyor.

Sorumsuzluk düzeyi çok gelişmiş. Pratikte başarı kaygısı yok. Olumsuzluklara zemin olma kaygısı yok. Kesintisiz başarma gereği duyma hiç yok. Duygu düzeyinde bile çizgiden sorumluluk diye bir durum yok. İşte fırsatı değerlendirme, eskiden toplum içinde yaptığı ucuz sivrilmeyi, hırsızlığı, bu sefer Parti içinde yapma gibi bir yaklaşım. Bunu bir de hak biliyor. Şimdi, çok tehlikeli bir toplumsal yansıtılış oluyor bu. Bu kişiliğinizi Parti'ye dayatmanız, belki de çok rahat alışkanlıklar nedeniyle hoşunuza gidebilir.

Ama bu, herhalde en büyük kötülüktür. En büyük oportünizmden de, hizipçilikten de öteye, ilginç bir geriliktir. Kendini sıkmıyor, ideolojikleştirmiyor, çizgileştirmiyor, tabii ki örgütleştirmiyor ve böylece en kolayını bulmuş oluyor. Şimdi gerçekten devrimciliğe niyetiniz varsa, Parti içi ortam ve bu ortam içindeki rolünüzü bilince çıkarmanız ve aşmanız gerekiyor.

       Yapmayın! Bu dayatmalarınızla olmaz. Yenilmiş bu kişiliğiniz, Parti içinde daha tehlikeli; yalnız yenilgiye de değil, kayıplara da değil, tüm emekleri boşa çıkarmaya götürüyor. Politikadan habersizliğiniz, hele hele başarı tarzından tümüyle yoksun olmanız, felaketi daha da büyütüyor. Bu anlamda geri kişiliğiniz, aslında kontra kişiliği diyoruz ama bilinçlilik anlamında onu da aşıyor. Daha doğrusu bilinçli kontra, hatta hizip gözlemlenebilir, tedbir alınabilir, ama sizin bu tarzınızın kaypaklığı, silikliği, iddiasızlığı, her şeye yatkınlığı, sorunların görülmesini, dolayısıyla hakkında tedbir alınmasını çok zorlaştırıyor. Dolayısıyla tam bir başa bela olma durumu: "Ben böyleyim, işinize gelirse". Bildiği her şeyde böyle. Mesela en rahat başarı imkanı var, ona karşı keyfi; çok büyük bir tehlike var, ona karşı keyfi. Halbuki biraz sorumluluk duysa büyük kazanacak. Biraz dikkat etse o imhayı önleyecek. Bu konularda hiç oralı olmuyor. İşte gerçeğiniz bu: "Vallahi ben iyi niyetliydim. İşte elimi uzatmadım, ama sorun değilim. Kazanabilirdim, ama gerek görmedim. Tehlikeyi gördüm, ama iyi niyetimden ötürü, işte 'benim görevim değil' dedim altından çıktım". Politikada bunun kadar tehlikeli, hele askeri alanda, savaş alanında bundan daha tahripkar bir yaklaşım yoktur. Ama sizde egemen olan bu anlayıştır.

      İnsan sizden ürküyor. Bu tarzla bırakın çizgi komutanlığını yapmayı, bilinçli bir düşmandan daha fazla zarar verirsiniz. Sanmıyorum bilinçli bir karıştırıcı bu kadar zarar versin. Velhasıl bu kişiliğiniz çok tehlikeli. Ne yapıp yapıp bu kişiliği aşmanız gerekir. Hiç kimse bu kişiliğinizi politikada kabul etmez. Zaten bu kişilikle politika, askerlik yürütülemez. Bu ciddi bir hal almıştır ve herkesin dikkatini çekiyor. Halkın da dikkatini çekiyor. Bunun PKK'lilik olmadığını herkes söylüyor. Ve herkes PKK’ yi arıyor. Bunu hemen hepiniz de iyi biliyorsunuz. Herkesin aradığı PKK’ yi, siz böyle en tersinden "benim" diye dayatıyorsunuz ve bu, büyük kargaşaya yol açıyor. Eskiden bu yaklaşımlarınız görünmezdi, şimdi açığa çıkıyor ve hareket büyüdüğü için tahammül sınırlarını zorluyor. Bu halinizle hiç kimse sizi benimsemek zorunda değil.

      Halk ciddi önder istiyor. Uluslararası güçler ciddi, kusursuz önder istiyorlar. Tabii herkes kendini yetiştirmiş. Önderlik olayı da öyle, Önderlik de kendini yetiştirmiş. Size gelince; adeta yıllardır bu bebeklikte çakılıp kalma yaşanmış ki ben bunu defalarca işledim. Bazıları tam bir tarz haline getirmiş. Kırk yaşında olanlar var, yeni yetmeler var, böyle çok berbat. Gel de onların yarattığı sorunların altından kurtul. Böyle ucuz politika yapmak hoşunuza gidebilir, sizi tatmin edebilir.

Rüyalarınızda bile görmediğiniz kadar size başarılı da gelebilir. Bunların hepsi mümkün. Ama hareketimizin önündeki mevcut görevlerle, onun sorumluluk düzeyi ve beklentilerle karşılaştırdığımızda, siz tam bir tezatsınız. Aslında birçoğu Parti tarihinde görüldü; en ciddi başıbozukluk, yenilgi, tasfiye, savrulma zeminini açık tutuyorsunuz ve o zemini sürekli geliştiriyorsunuz. Hiç umurunuzda da değil; "Ben iyi niyetliyim. Ben aslında çok çalışıyorum". Savunma tarzınız bu kadar. Ama çizgi için bu yeterli mi? Bu çizgiye cevap veriyor mu? Hiç bu soruyu kendinize sormuyorsunuz. "Hep başkaları bozuyor, ben ne yapayım? Beni ilgilendirmez" diyorsunuz, ama bize gerekli olan da çizgiye yeterliliktir, çizgiyi içte/dışta geliştirme gücüdür. Peki, buna neden ulaşamıyorsunuz? İşte demin söylediğim ideolojik gerilikle ilgili bir olay.
     

Bu kadar ideolojiden kaçan, çizgiye cevap olamaz. Bu kadar dar pratik, hem de kuru, yüzeysel ve çoğu da kayba yol açan cinayet derecesinde sorgulanması gereken pratiklerdir. Bu, kendine sevdalanma, kör pratiğin yol açtığı sonuçtur. Katil pratiği ideolojik gerilikle birleşti mi, işte çok ucube olan bu durumunuz ortaya çıkıyor. Bu dayatmayı sürdürmeniz, Önderlik tarzımızın olmaması halinde nelere yol açar? Çok iyi biliyorsunuz ki, yirmi dört saat içinde parçalanmaya, giderek dağılmaya ve çoğu da şu veya bu gücün etkisine girerek her şeyin kaybına yol açar. Hayret ettiğim nokta, örgüt kaygılarınız niye bu kadar zayıf? Başarma ihtiyacı olan, ciddi örgüt kaygısı taşır. Ciddi örgüt kaygınız varsa; yemez, içmez, uyumaz, başınızı iki elinizin arasına alır, sabaha kadar bir çözüm peşinde koşarsınız. Sorumlu kadro dediğimiz böyledir. Fakat şimdiki kadro, yerine hangi yetkiyle nasıl göz dikecek, kimi bastıracak, kimi uzlaştıracak, bunun hesabında ki bazıları da şu anda kontrayı aşan bir biçimde dayatma halinde, işi gücü böyle dağıtmadır. Aslında o anda böyle kurşuna dizilmesi gereken duruş tarzı, ama siyasi nedenlerden ötürü yapmıyoruz. Bu pratiğiniz aslında idam hükmüyle yargılanmıştır, fakat sadece geciktiriyoruz.

Bilmeniz gereken en temel husus bu. Yargılamayı Parti yapar, düşman yapar, hayatın kendisi yapar, ama yapar. Politikanın büyük sorumluluğunu duymazsanız, bu suç konumunu teşkil eden durumu aşamazsınız ve kesinlikle başınıza bir felaket gelir.

      Diğer hayret ettiğimiz bir nokta da; bu acı hükme rağmen, neden bu kadar rahatsınız ve bildiğinizi okumaya devam ediyorsunuz. Yaşama karşı saygısızlığınız bu kadar mı gelişmiş? O zaman baştan kaybetmişsiniz. Derin yanılgılar da olsa, önce varsa bir gücünüz onu aşın. Yeniden bir Parti katılımı geliştirin ve hiç olmazsa kendinizi eğitin. Bahaneci, savsaklamacı Kürt, neredeyse başını almış her yere, her tarafa böyle kendini dayatıyor. En üst düzeyden tutalım savaşçıya kadar, sözüm ona görev alanlarına da göz dikiyor, ama hiç de gereklerini yerine getirmiyor. Ben de bir beklenti içindeyim, ama bizim beklentiler büyüktür. Ayriyeten bunlar için çalışma da çok büyük. Fakat siz veya böyle durumda olanlar, sadece örgütün zayıf anını bekliyorlar; objektif olarak, bu zayıf anla birlikte, can alıcı yerine darbe indirmenin beklentisi içindeler. Bütün bunları kasıtlı yapsa belki daha iyi. İnsan o zaman ta-kip edebilir, ama hepsi iyi niyet adına yapıyor. Hepsi de "Ben haklıyım, ben yılların savaşçısıyım" adı altında yaptı, ama olmuyor. Sen yılların savaşçısısın, halkımız da insanlığın en eski halkıdır. Ama bu halk, şu anda tarih dışında. Sen emekçisin, ama emeğin Parti karşıtı. Parti davasını bu kadar hafife almanız çok büyük bir tehlike. Bütün ısrarlara, imkanlara rağmen Parti davasında ilerlememeniz, çaresizliğe düşmeniz, kendi açınızdan en büyük olumsuzluktur.

      Biraz TC ile kıyaslarsak; nasıl ki TC'de "Toplum kirlendi, politika kirlendi, bütün kurumlar kirlendi" deniliyorsa, PKK içinde de böyle bir kirlenme var. Özellikle kadrodaki ve kadronun görev anlayışındaki kirlenme, TC'nin çetelerinkinden daha az değildir. Bunu kesinlikle bilince çıkarmanız lazım. Nasıl ki TC, kendini çetelerinden arındırmaya çalışıyorsa, biz de kendimizi çetelerden arındıracağız. TC'nin çetelerinin şöyle bir söylemi vardır; "Vatan uğruna biz her şeyi yapmadık mı? Her şey vatan içindi". Sizin durumunuz da aynen buna benzemiyor mu? "Her şey PKK içindi", ama PKK'nin çizgisini, PKK'nin gerçek kurallarını, yasalarını alt-üst ederek! Böyle bir PKK'lilik kabul edilemez. Durum böyle. Bizdeki çeteleşme belki TC'ninkini de aşıyor. Ama farkı şu; onlar vurgun vuruyorlar, sizin öyle bir durumunuz yok. Belki yoksulsunuz, zaten bu yönüyle daha da tehlikeli. Çünkü iyi niyetle, işte "Ben ne yaptım? Hep yıllarımı verdim" biçiminde, haklı bir kendini savunmaya götürüyor. Hayır, çeteciliktir; yani kurala gelmeyen, yani çizgiye gelmeyen bir durumdur. Toplumsal gerçeklik de zaten bunu sürekli besliyor.

      Gelişmemenin ideolojik boyutu, hayalleri, iddiaları, örgütlenme gereğini geliştirememenin objektif zemini üzerinde çete kişiliği çıkar. Nedir bunun özü? Bir kaç ahbap-çavuşla sınırlar kendini. Komutandır, tabur komutanıdır; üç-dört ahbap-çavuştur orada o komutanlık. Çete dediğim bu. Bir alan yönetimidir, iki üç ahbap-çavuştur. Orada örgütün çizgisi, işleyiş esasları yoktur. İşte çetecilik buradadır. Yani onu aşamıyor, objektif realitesi onu aşamıyor. Gücü o kadar. Bizim toplum zaten toptan çetecilik zeminidir. Herkes bir yerde çetedir. Şimdi Parti'ye de bu yansımış ve şu anda Parti'yi en çok bu tehdit ediyor. Burada kasıt aranmıyor.

Burada çizgi kişiliği, onun ideolojik derinliği ve pratik iradesi çok zayıftır denili-yor. Bu temelde gelişen, küçük grupçuluk kişiliğidir. Şimdi bu bir de toplumda kaybetmiş, hiçbir şeyi yok, Parti'ye böyle kapaklanmış. Sizin bu tip particiliğinizden nefret ediyorum, yani kabul edemem. Düşünüyorum; dağlarda -      Avrupa da dahil- nasıl oldu da PKK'nin içine böyle doldular? Kabul etmiyoruz. Ben de dar bir köylü kişiliğinden geldim, ama ben kendimi halen ideolojik düzeyde yetkinleştirmeye çalışıyorum. Gözlerim beni çok zorlamasına rağmen öyle yapıyorum. Gözleri sağlam, ama hayattan hiçbir şey anlamıyor, halen bir doğru anlayışa ulaşma ihtiyacı duymuyor. Ben seni ne yapayım? "Ben hamalım, kendimi satarım", hamallığı git başka yerde sat. İşte paralı askerliğin daha geri bir biçimi. Paralı askerlik iyi bir şeydir aslında; para verirsin adama, o da çok iyi savaşır.

Burada sadece karın tokluğuna para askerliği yapıyor, en ilgisiz durumda. Çünkü kurala gelmiyor. Keşke para ile iyi askerlik yapabilseniz. İnsan size biraz ücret verse, ama dört dörtlük Afrikalı paralı askerler gibi savaşsanız. Gerçekten bir taburu böyle paralı askerler olarak çalıştırabiliriz. Acaba yaparlar mı? İnsan korkuyor. Çünkü düşman daha çok verecek, dolayısıyla oraya kaçacaklar. Kısaca doğal, karın tokluğuna dayalı bir askerlik, devrimcilik söz konusu.
     

Özel yöntemlerle sizi idare ediyoruz. İnancı, morali bir taraftan, örgütsel tedbirleri bir taraftan, beyninizin yetmeyeceği, zorlayamayacağı bir biçimde ayarlamalar var ve zor bela sizi sürüklüyoruz. Durum bu. Bazılarınız bunu yırtıyor, ihanete gidiyor, bazıları kontralaşıyor, bazıları bela oluyor, bazıları biraz feodal namus anlayışı nedeniyle kalıyor. Ama cidden Partileşerek süreci aşmada şu anda görünüm zayıf. Şimdi bu tespit var. Bu tespite göre kendi ihtiyaçlarınızı ideolojide ve pratiğin düzeltilmesinde iyi görerek gidermeniz gerekiyor. Şimdi mesela bazılarını ben "Bugün mü böyle yapayım, yarın mı yapayım" diye gün sayıyorum. Oysa o kendini önder sanıyor. Sadece bazı hesaplar nedeniyle ağzına vurmuyorum, "şerefsiz" deyip atmıyorum. Ama o, Önderliğin sevgili bir yoldaşı gibi kendine bakım gösteriyor, yer alıyor halen, "yerim dar, daha geniş yer" diyor. Çılgın! Sübjektif niyetleriyle kendini her an aldatan adam. Dolayısıyla bu Partileşme olayını mutlaka becermeniz gerekiyor. Gücünüz yoksa sempatizanlıkta kalın. Gücünüz varsa etkili kadro haline gelin.

      Dikkat edilirse hiçbirinizde etkili bir kadro görünümü var mı? Bu okulumuzda bile etkili bir kadro havasıyla eğitime yaklaşmıyorsunuz. Geçen devreyi göz önüne getirdiğimizde, en son ana kadar sahte gruplar devam etti. En tarihi dersleri verdim, kendimi gerçekten paraladım adeta. Halen etkisi altındayım. O ise hiç anlamak bile istememiş; kendi küçük grupçuluğunu, ahbap-çavuşluğunu sürdürüp gitmiş. Bu kişi çok saygısız, yani bu kişiyi kapıdan içeriye sokmamak gerekir. Yönetim düzeyinde de bu ortaya çıktı. Candan bir derse katılma ihtiyacı yok, bunları tokatlayıp atmam gerekiyordu. Düşündüm, nereye atayım? Kendimi müthiş zorladım, son günleri getirinceye kadar adeta kendi kendime işkence yaptım. Karşı taraf da zevk alıyor bundan. Kendini böyle dayatarak, yani "İki tane suratıma vur da, ben de kurtulayım, sen de kurtul" tavrını koydu bazıları. Git artık! Nereye giderse gitsin. Belasını benim yanımda değil, başka yerde bulsun dedim. Ne yapalım, pis bir kavgacı tarzı, fesat! O kendi içindeki pis dünyasını burada, benim karşımda atlatmak istiyor. Tabii ben buna alet olamazdım. Var böyle bir sürü, her tarafta dayatılıyor.

      Bu adi kavgacılığı Parti içinde hortlatmamaya çalışıyorum, ama tepkimizi, öfkemizi görüyorsunuz. Biz bunu gidermek için, örgüt zeminini daha da derinleştiriyoruz, genişletiyoruz. Yedekler meselesini geliştirmeye çalışıyoruz ve böylece bu tehlikeyi süreç içerisinde aşma yollarını seçiyoruz. Bire bir, teke tek, karşı karşıya değil de, bir süreç temelinde halletmeye çalışıyoruz. Kavga böyle! İster anlayın, ister anlamayın. Bu kavga bizim tarafımızdan böyle görülüyor, böyle yürütülüyor. Açık söyleyeyim, sizin tarzınızın yirmi dört saati kendi haline bırakılsa, gerçekten ajanlık bile yapmak isteseniz, toplumda sizi besleyeceklerini sanmıyorum. Hayal deryasında kendinizi aldatıyorsunuz. Devrimde başarı kaydedemezseniz, ajanlığa soyunun. Hayır, hiçbir şey kurtaramazsınız, canınızı bile kurtaramazsınız.

      Bu gerçeği de biraz görmemekte inat ediyorsunuz. Zaten o noktada en büyük silahınız cehalettir. Hz. Muhammed'in Ebu Cehil için söylediği sözler var, değerlendirmeler var. Gerçekten Ebu Cehillik bizde de çok. Güncelleşmiş Ebu Cehiller! Gerçekten iyi niyetinize saygı duymakla birlikte, yetmeyen ve hatta kötüye bile götüren yönlerden sıyrılın. Varsa gücünüz, iddianız, bunu Partileşmeye bu çerçevede dökün. İnsan sözüyle şereflidir, sözün sahibi olduğunda değerlidir. Bu kadar sözüne ters düşen kişilik, namertten öteye bir kişiliktir, siliktir, sözünün sahibi değildir. Sözünün sahibi olmayan kişiliğe bir şey verilir mi? Hele devrim değerleri gibi değerler emanet edilir mi?

Fazla açmak istemiyorum. Tartışmalarla dürüstçe, daha açık Partileşmeyi sağlayacaksınız. Yeterince ideolojik, yeterince doğru pratik bütünleşme olacak. Olmazsa ne olur? Olmazsa çizgi suçudur, bu da en büyük suçtur. O temelde şu veya bu biçimde tasfiye olup gidersiniz. Tehlike aslında ciddidir. Örgüt içinde, eskiden sandığınız gibi dayak atmazlar adama, siyasi mücadelelerin dili değişiktir. PKK olayında bu çok daha özgündür, benim PKK içinde mücadele yürütmem çok farklı olmak zorunda. Çünkü Kürt gerçeğinde bu farkı yaratamazsan, değil bir örgütü yönetmek, gerçekten iki kişiyi bir araya getirmek bile zordur. İlk defa gerçekleştirilen bir örgüt tarzı olduğu için, ilk defa bu kadar kalabalık bir örgütü başardığımız için, bunun iç mücadelesi, iç yönetimi de benim tarafımdan çok özgün, çok farklı, hatta çok ustalıklı bir biçimde olacaktır. Çünkü ilktir, şimdiye kadar bir örneği yoktur. Sandığınız gibi sizinle kavga etmem. Mesela TC çatlıyor. TC, "haydi APO, neredesin? Gel buraya! Haydi, niye ortaya çıkmıyorsun?" diye kuduruyor. Aslında bir yerde bu sizin için de geçerli. Bir kavga tarzınız var, bizi ona çekmek istiyorsunuz.

      Benim de gerçekten daha yedi-on yaşında geliştirdiğim bir kavga tarzı vardı köyde, o dönemin toplum kurallarını bir tarafa bırakan bir tarzdır. Şimdi bu yaşa gelmişim, bu tecrübeyle sizin kavga tarzınıza düşer miyim? Nasıl bir kavga vereceksek size karşı, farkına varmadan -TC'ye karşı da biz böyle yaptık- yenilgiye düşürürüz. Hatta nasıl yenildiğinizi bile hiçbir zaman bilmeyecek bir biçimde yenilirsiniz. Durumunuz biraz böyle, TC’de de olduğu gibi. Çünkü TC, bizim ona karşı yürüttüğümüz kavgayı anlamak istemiyor, hata yapıyor. Sonuç; dünyanın gözünde ne hale düşmüş! Aynı şey sizin için de geçerli. Dayatmak istediğiniz bir kavga tarzınız var, "Gel beni vur! Çık vuruşalım!". Tıpkı TC gibi. Ama buna gelecek bir Önderlik yok, bu tarza gelecek bir Parti de yok.Beklersiniz, beklersiniz, nereden kaybettiğinizi bilmeden çukura düşüp boğulursunuz. Durum böyle, böyle olacak. Ben çocuk muyum ki sizin bu kişiliksiz, bu pasif kavgacılığınıza düşeyim? Düşmem, çatlasanız da düşmem. Kavgada hak ettiğiniz sonucu bulacaksınız. Açık söylüyorum, hem de her türlü yöntemi uyguluyorum.

      Dikkat edin, bizim kavgacılığımızda yöntem çok zengin. Nasıl ki ideoloji çok zenginse bizde, onun pratikleri de çok zengin. Kişi olarak en ağır bir kavga ortamına alındığınızı hissediyorsunuz. Bunlar bizim tarafımızdan geliştiriliyor, kendiliğinden değil. Ben adamın yüzüne gülmem, gülmeye de gerek görmem. Bazı arkadaşlarımız yirmi-yirmibeş yıldır bizim yüzümüze bakıyorlar, ben onların yüzüne bakıyorum. Onlar kendi kavgalarını dayatıyorlar, ben kendi kavgamı dayatıyorum. Kendisi sıfır, ama ben mutlak iktidar konumundayım. Onlar akıllarını kullanmıyorlar, böyle olmasa öyle dururlar mı? Ben burada çok vicdanlıyım. Kaba müdahale yöntemini Parti içinde eksik etmeyen birileri olsa, anında kurşuna dizerler. Bizim tek farkımız, bu yönteme itibar etmiyoruz, ama kavga var. Kurşun bir defa öldürür, bizim yöntem her an öldürür.

Bu yaşadığınız sıkıntılar bizim size vurma tarzımızın bir sonucudur. Suçlusun, sıkıntıdasın, çünkü sen kötü bir kavgayı dayatıyorsun ve kırk yıl daha seni öyle tutacağız, sersemleyeceksin. En son ayakta duramaz duruma geldiğinde, boks ringindeki gibi sersemleyip kendin yere düşeceksin. Son öldürücü yumruğu bile vurmayacağız, sersemleyip öyle yere düşeceksin. Hatta nasıl vurulduğunu bile anlamayacaksın. Çünkü anlatsak durum tehlikeli olur, bölücülük yaparsınız. Klasik tarzla çok dağıtıcılık yaparsınız. Kendinize göre belki "Ben de vurdum, işte intikamımı aldım" dersiniz. Bu şansı size vermemek için tarzı daha da derinleştirdim.  Önderlikte bunların hepsi var. Var olduğunu bu örgütleme gerçeğinden anlıyorsunuz. Bu örgütlemeyi ben nasıl sağlıyorum? Neden hiç kimse böyle bir örgütlemeyi yürütemiyor?       Tarzla ilgili. Bazılarınız dürüst, bağlılıkla bir şeyler yapmak istiyor. Bazılarınız da tam bir mülayim, münafık, bir şey olduğunu sanıyor. Kendini dayattın, işte gittin Önderlik sahası'na kendini daha da incelterek çıkarttın, hatta güç aldığını da sandın. Belki de çoğu böyle gitti. Belki de bu temelde kendinizi daha geliştirirsiniz, ama bunlar beyhude. Yanlış yaptı, kendi başına büyük belayı sardı.

      Kavgamızın değerini çok iyi takdir etmenizi öneriyorum. Her zaman vurguladığım gibi, bana komplo yapacaksanız bile, ustaca yapın. Bağlılığınız varsa, onu da ustalıkla yapın. Bu kaba biçimiyle, gerçekten bir kurşunu bile hak etmezsiniz. İşte o hain, teslim olan tipler için, bir kurşun bile vurmaya değmez. Bazen bu bağlılık tarzı sadece bizi rahatsız ediyor. Böyle bağlılık olmaz, çünkü çok geri, çok pratiksiz, başarısız, içeriksiz. İşinize gelirse bu Önderlik gerçeğiyle yürürsünüz. Bütün bunları söylerken sizi korkutarak yürüteceğim demiyorum, ama bazı yanılgılarınız var, onunla yürüyemezsiniz diyorum.   Bazı ucuz hayalleriniz var, onlar başınıza çöker. Kendinizi bir şey sanma durumunuz var, bu sakıncalıdır diyorum. Burada kişiliğinizi kimse tahrip etmiyor, tahkir etmiyor, sadece yetmez ve oldukça derin bir yanılgı içindesiniz, mümkünse aşın diyorum. Eğer dayak, çok tahripkâr bir yöntem uyarıcı olacaksa, isterseniz örnekler kabilinde yapalım ki bazılarını geçen devrede yaptık. Alalım buraya -ki ülkede çoğunuz yapıyorsunuz, bana göre buna fazla itibar edilemez- bağlayalım ellerini, ayaklarını, yalvartıncaya kadar vuralım, tövbe ettirelim. Bununla bir insan ne kadar ıslah olabilir? Veya sizin dayattığınız diğer bir yöntemle, saygısızlığı, bireyciliği sonuna kadar dayatalım, boyun eğdirelim. Bu bize ne kazandırır?

      Şu çıkıyor: Kendinizi terbiye etme göreviniz çok büyük önem taşıyor. Bu halinizle sizi Partili olarak kabul etmemiz çok zor. Sert vurmamamız, cezanın hafifliğini göstermez; mücadelenin değişik bir söylemde yürütüldüğünü gösterir. Ve güvenmeyin, yarın biçim değişebilir. Dedim ya, alaşağı edildiğinizde bile, bunun ne zaman ve nerede yapıldığını bilmeyeceksiniz. Ben en azından mücadeleyi yürütüyorum. Mecburuz, örgütü başka türlü götürmek, başarmak mümkün değil. Onun için diyorum, Parti içi mücadeleyi sonuna kadar öğrenin, tarzı öğrenin, yeterlilik düzeyini kontrol edin, ona göre tavır alın.  Direnme yollarını da belirttim. Bir ideolojik derinlik şart, pratikte bir düzeltme durumu sizin için şart. Yine disiplin kişiliğinde alçakgönüllülük, sabır şart, bunlara hükmetme şart, anın gereklerine göre "Doğruya doğru, yanlışa yanlış" demek şart, yöntemde, ideolojiden, ilkeden taviz vermeksizin pratik politikada esneklik şart. Bunları da karıştırmayın. İlkedeki katılıkla, politikadaki esnekliği birbirinin yerine koymayın ve hepsinin hakkını tam yerinde verin. Bunlar militan olmak için, yönetici olmak için gerekli.  Burada bunları öğrenmek için varsınız.

      Gerektiğinde bin defa geçmiş pratiğinize tövbe edin, af dileyin. İyi şeylerde ibadet eder gibi, zikreder gibi huşuyla, büyük bir içtenlikle, samimiyetle doğrulara katılım gösterin. Bunlar olmadan olmaz. Paralı asker bile olamazsınız. Bir de ağlamayın, haliniz çok acıklı ve ağlamaklı. Çok sinirleniyorum, kişiliğinizin çekici özelliği fazla yok. Hep ağlıyor, dayatıyor kendini; diken gibi. Bunu aşın. Yoldaşlar en çekici insanlardır, olağanüstü etkileyici, çekici insanlardır. Eğer etraf sizi sevmiyorsa, suçu etrafta değil kendinizde arayacaksınız. Büyük bir yararlılığınız gözükmüyorsa, suçu yine kendinizde bulacaksınız. Bu konularda biraz ciddi olun. Muazzam bir etrafı suçlayıcı gerçeğiniz var. Kimi suçluyorsunuz? Suçlayan adam, aslında kendi suçunu ortaya koyuyor. Çünkü suçlayan adam, en başta neden bu durumu aşmadığını kendi kendine sormalıdır. Neden suç ortamını değiştirmediğini öncelikle kendine sormalıdır. Bu konuda hiçbir şey yapmıyor, kendini adeta yok sayıyor, etrafı da alabildiğine suçluyor. Bunlar ikiyüzlülüktür.

      Bütün bu yöntem veya yöntemsizlik konularında kendinize çekidüzen verin. "Şimdiye kadar idare ettik de oldu" demeyin. İdare ettiniz, ama suç dosyanız çok kabarık. Ortada başarıyı zorlayan bir adam yok bizde. Başarıya göz diken kadrolar yok. Gittiği yerin başına bela olma var. Bu, suç dosyasının daha da artması demektir. Ağzınız açılmış; eskiden bebekler ağlardı, mama bulmak için; şimdi siz ağlıyorsunuz. Mama beklemekten başka bir haliniz yok. Hep şunu vurguluyorum bizim bu en eski arkadaşlarımıza; bu kadar ucuz konuşacağınıza, şu soruyu kendinize sorun; "Neden ben akıllı on tane adam yetiştiremedim? Parti'ye bağlı, çizgiye bağlı, pratikte başarılı adam neden yetiştiremedim?".

Her şey hazır, adayları vermişiz, ortam güzel, sen nasıl bir öndersin ki yıllardır on tane adamı eğitemiyorsun? Ben sizin neyinize inanayım? Komutandır, ama üç tane yardımcıyı kendi etrafında yetiştiremiyor. Ben bu komutana nasıl inanacağım? Kendini bir suçlu gibi dayatmaktan öteye bir marifeti yok. Böyle bir sürü komutan, bir sürü yönetici var. Ben bu komutanları ne yapacağım? Yanında iki kişi adam etmemiş, sen nasıl Partilisin? On yıl geçmiş, sadece dağıtmış, bozmuş. İnsan kendine soru sorar, "Ben neden bir grup yoldaşı yetiştiremedim?" Örgütlerde kuraldır; bir temsilcinin işi gücü iyi adaylar yetiştirip örgüte kanalize etmektir. Bizim temsilciler ne yapıyor? En iyi savaşçıları saf dışı bırakıyor. Böyle komutanların hepsinden hesap sorulacak, soruluyor.

      Bu temelde artık pratik düzeltmeyle yanıt veriyorsunuz. Çözümde zorlandığınızda Parti'nin ideolojisine sarılıyorsunuz. Herhalde inançlarınız var, kişiliğinizi ortaya koymuşsunuz, benden daha fedakar ve cesursunuz, o halde sonucunu alacaksınız. Aksi halde hep ikiyüzlüler olarak, düşkünler olarak, kendini kandıranlar olarak sizi mahkum etmekten bir an bile geri durmayacağım. Parti kaygısını hafife almayacaksınız, ciddiyetine halel getirmeyeceksiniz ve bunun bizim en temel özelliğimiz olduğunu, en başta bununla yaşamakta olduğumuzu bileceksiniz. Önderlikte gözetilen en temel hususun bu olduğunu bilerek yaklaşımlarınızı, bağlanmalarınızı, örgütlenmenizi bu temelde sağlayacaksınız. Sanırım yeterli.

      Bir grup daha sanırım pratik diye tabir ettiğimiz sahada, ölçmek, denemek istiyor kendisini. Olabilir, uyarıları biraz da bu pratikleşmeye ilişkin yapıyorum. Pratiği de düzeltme aşamasındayız. Halkın da beklediği, savaş saflarımızın da beklediği pratikçiliği sergilemek üzere görevlendiriliyorsunuz. Hem yeniyi fark etme, yeterliliği yakalama, hem de yanlışı görerek sakınma, sizin için son derece hayatidir.


YAZDIR Yazdır     Yorum Ekle Yorum Ekle
(Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.)
Yorumlar
Yazan: dirbanli     Tarih : 2007-10-30 10:31:01     Puan :
SEVGiLi BASKANIM

yurtsever bir KCK ailesi olarak bu degerlendirmelerinizi ve ortaya koydugunuz net kadro yaklasiminizi saygiyla selamlayor ve mücadeleniz önünde saygiyla egiliyorum. yurtsever bir kürdistanli olarak size, sehitlerimize ve kürdistan ulusal kurtulus hareketine bagliligimin geregi ve sorumlulugu icinde ciddi bir olumsuzlugu aktarmak istiyorum.

SEVGiLi BASKANIM

uzun uzun belirttiginiz olumsuz kadro yapisinin halen bu olumsuz ve halkimiza zarar veren yapilari can alici bir sekilde devam ediyor ve biz yurtsever kürdistanlilari ciddi bir sekilde tetirgin ediyor.

SEVGiLi BASKANIM

bulundugumuz alanlarda Yerel kurumlarimiza gönderdigimiz cocuklarimiz yerel korumlarimiz icerisinde kayboluyor ve halk olarak bunun hesabini soramiyoruz cünkü yerel kurumlarimizin idaresinde olanlar,
sizlerinde belirttiginiz gibi özellikle kodro ve kadrodaki görev kirligili halk ve önderlik, halk ve parti bulusmasini engelliyor, halkin önderligiyle ve partisiyle bagini ve irtibatini engelliyor.

SEVGiLi BASKANIM

bi can bi xin em be terane ey serok diyen kadrolarimiza sizin huzurunuzda ve sahsinizda sesleniyorum.

45 gündür yasadigim can alici bir hukuksuzlugu burda anlatmak belki uygun degil ama kurumlara ulasmam engellendigi icin buradan seslenmek zorunda kaldim ve sayfa yöneticilerimizin benim kürt halk konseylerine ulasmami saglamalarini rica ediyorum.
bijji serok Apo
bijji kurd u kurdistan





 
Seçenekler
   Çıktısını Al
   Arkadaşına Yolla
   Köşe Yazılarına Dön

Arşiv
·En Etkili Birey Herkese Bir Şeyler Verendir
·BÜYÜK ARAMAK, BÜYÜK BULMAYA ÇALIŞMAK, BÜYÜK SAVAŞI DOĞURDU
·Beni tartışmak demek; Bir Halk gerçeğini tartışmak demektir
·Beni tartışmak demek; Bir Halk gerçeğini tartışmak demektir
·Rûmeta min, rûmeta gel e!
·Partileşme Mücadelesi ve Parti içi Savaşımın önemi
·Beşdarbûna li ser rastiya partiyê û şer
·Ben Kendi İçimde Bir Orduyum - I -
·Üveyş Ana; Ana Tanrıça Kültürünün soylu sesi!
·CHE, Yeni insanın temsilidir

© 2004 Rojaciwan.com
Bütün HaberlerTürkce HaberlerNuceValid robots.txt


English: All the comments, articles and other contents are property of their owners.
German: Die Artikel und Kommentare sowie Foren- und etwaige Chatbeiträge und alle anderen Inhalte sind Eigentum der Autoren.
Turkish: Rojaciwan sitesi özgür bir tartışma platformu olup, sitemizde yayınlanan bütün yazılardan, yorumlardan ve hernevi multimedia dökümanlarından sahipleri sorumludur.


Sayfa Üretimi: 0.211 Saniye
SQL: 26
Rojaciwan Theme by Rojaciwan Webtasarim.