Türkiye de süren ve yaşadığımız günlerde yeniden en doruk noktaya ulaşan çatışmalar, bir tesadüf değildır. Kürtler, sayin Öcalanın önerdiği bariş projesi çerçevesinde hareket ettikçe, Türkiye devleti bunu bir zaaf sandı, yada ulusal mücadeleyi yaratan öncü güç PKK nin, sonlanacağını umarak, inkar ve asimilasyon politikasını tırmandırdı. Bu sürecin bu kadar endişe verici duruma gelmesini en temel nedeni, alanı ve tüm zorlu koşullar rağmen 35000 kişinin imza vererek benim ulusal Önderim Abdullah Ocalandır demesine rağmen, Öcalanın imha ile yüzyüze olmasıdır. Kürtler hiç bir şekilde Onderliksiz bir yasamı kabulenmeyeceklerini her koşul ve her alanda dilendirmektedır ve bunda çok kararlıdır. TC inanılması imkansız olaylara imza atıyro, onbinlerce askerle gidip bir bölgede 10 veya 20 gerilla avına cıkıyor ve bunu överek, günlerce basında maşetlerde yazdırıyor, ama ava gıden avlanır hikayesi vardır ya, gerilla bu on binlerden bir kaçını vurunca da, kıyamet kopuyor. Bu tam bir piskolojik bozukluk durum. Kürt gerillasi basını uzatıp buyür kes mi desın, insan bazen türk basını okuyunca çıldırmış ve mantıktan uzaklaşmış bir dünya ile karşı karşıya olduğunu anlıyor. Bir sanatçı olarak, yaşanan süreçten derin edişe duyorum. TC. Devleti sayın Öcalan karşısındaki tutumuyla halkların boğazlasmasına davetiye çıkarmaktadır. Onurlu Kurdü dirilten ve özgürlükle buluşturan Öcalan, her Kürt için özgür, onurlu, insanca bir yaşamla özdeş bir gerçekliktir, bu gerçeklik görülmedikçe, daha doğrusu kabulenmedikçe, bu savaş korkarım ki tahmin edemeyeceğimiz bir safaya tırmanacaktır. Türk ve Kürt halklarını sonu karalık, sonu hüzran, sonu sadece acı olan bir savaşıma iten TC nin anlamsız ve asla sonuç alamıyacak olan bu inkarı, halklarımızın tarihinde onarılması ve giderilmesi imkasız yaraların açılmasına da neden olmaktadır. Çözüm her şeyden önce inkardan vazgeçmek, kardeşce, barış içinde yaşamanın koşularını yaratmaktır. Bunun için Kürt halkının Önderi sayın Abdullah Öcalanın sağlığına kavuşacağı, halkıyla buluşacağı koşullara derhal kavuşmalı. Kürtlerin, ulusal hakları da içinde olmak üzere kendi özgür iradesi tanınmalı, barış içinde Türk halkıyla bir arada yaşama ve birlikte olma tercihine kavuşturulmalıdır. Bunun aksi Kürtler 45 milyon olarak top yekün direnecek, bu direniş Anadolu ve Mezopotamyanın on yıla, belki de yüz yıllar süren bir savaşa sokacağı bilinmelidir. Kabul edilmelidir ki, Kürtler artık bir iradedir, yenilgiyi asla kabulenmeyecek bir siyasi ve askeri güçtür. Sanatçı olarak onurlu ve anlamlı sanat yapmayı, Önderim sayın Öcalandan öğrendim, onun inkarı benim ve bütün Kürt sanatçıların yaptığı sanatın da inkarı olacaktır. Onun inkarı, sanat adına bugüne değin yaptığımız her şeyin inkarı olacaktı. Öcalanın inkarı, Kürt sanatının yeniden ölümlü toprağa gömülmesi ve insanlık potasından çıkarılması demek olacaktır. Bunu hiç bir Kürt sanaçısı kabulenmeyecektir. Umarım ve dilerim onurlu sanat kazansın, halkların özgür iradesi kazansın.
|
|