|
Çok sade bir dile yazacağım. İçimden geldiği ve olmasını istediğim gibi yazacağım. Çünkü bu hakkı kendimde görüyorum. Başkalarını bilmem bir Kürt genci olarak böyle düşünmekteyim. Böyle düşünen bunun eylemine katılmak isteyen birçok Kürt gencinin olduğunu da biliyorum. Milliyetçi değilim. Halkların kardeşliğine inanıyor bunun için de çalışıyorum. Fakat son dönemlerde Türk devletinin organize ettiği faşist ve milliyetçi dalganın Kürt Özgürlük hareketinin önderliğine, Özgürlük kimliğimizin sembolü PKK’ye ve halkımıza saldırılarından son bir kez daha düşünme gereği duyduğumu belirtmek isterim.
Faşist Türk devletinin Kürt halkına yönelik soykırım politikalarını hepimiz biliyoruz. En son emekli generaller bile çekinmeden bunu söylediler. Kürt olarak yaşamak ve Kürdistan demenin suç sayıldığı bu devlete coğrafya, şehir ve kişi isimlerinin Kürtçesinin değiştirildiğini biliyoruz. Her Kürdistan şehrinin hata kasaba ve köyünün bir Kürtler içinde birde bu soykırımcı devletin resmiyetinde olmak üzere iki isminin olduğu hepimizce bilinmektedir. Kürtlere “kıro” diyen “kuyruklu” diyen bu devletin resmi zihniyetinin “Kürt ne bilir bayramı hor hor içer ayranı” biçiminde özdeyişleri de kendi içinde yarattığı biliniyor. Resmi olarak eğitimlerinde ve işleyişinde Kürtlere yaklaşımı bu olan faşist Türk devleti içinde bu kafa yapısıyla yetiştirilmiş hemen her kes ‘bu Kürtlerde nereden çıktı, eskiden hepimiz kardeş gibiydik, bunlar -yani Kürtlüklerine sahip çıkanlara- ‘ermenidir’ bunlar, dış mihrakların oyuncağıdırlar’ zihniyetiyle halkımızın ve özgürlük hareketimizin mücadelesine bakmaları ve bundan hareketle düşmanlıktan da öte düşmanlığa varan yaklaşımları son günlerde daha bir tırmanmıştır. Ben Kürt’üm demeye karşı son aylarda öyle bir düşmanlık estirildi ki zavallı liseli kızlar bile Kürtleri öldürmek için bizi askere alın dediler. Yeni bir Kürt katliamına hazır Yaşar Büyükanıt ve yalancı Recep(!) Erdoğan da bu canilik kampanyasına katılan zavallıları defalarca kutladılar. Adeta en iyi Türk; Kürtlere en iyi küfrü sallayan ve Kürtleri öldürmeye gönüllü katılan Türk oluverdi. TİT mi it’mi Amed Koşu Yolu parkında katliam yaparken ne demişti; ‘en iyi Kürt ölü Kürt’tür’. İşte bu it sürüsü ‘general büyük taşın’ iyi çocuklarıdır. En iyi aydın ve bilim insanları Kürtleri inkarda “mantık” üretenlerdir. Kısacası bu cani devlette Türk olmakta temel ölçü her türlü Kürt düşmanlığına katılmayla özdeş hale getirilmiştir. Bunlar bize küfür ederek ve öldürmeye çalışarak Türklüklerini hatırlıyorlar. En cesaretli Türk; Kürt öldüren olmuştur. Sonra da biz kardeşiz demektedirler. Kardeş derken anlatmak istedikleri ‘sen Türk olursan kardeş oluruz’dur. ‘Zaten eskiden böyle idi’ diyorlar. ‘Bu APO ve PKK çıkmasaydı ne güzel kardeş olacaktık’ diyerek kendi kimliğimize sahip bir halk olmamızı içlerine bir türlü sindiremiyorlar. Ama biz onların içine yerleştireceğiz! Buna yemin ettik.
Türk devletinin Kürtlere olan düşmanca yaklaşımının kültürel soykırım olduğunu biliyoruz. Ve buna öfke duyuyoruz. Duymaya hakkımız da vardır. 1970’lerden bu yana PKK önderliğinde Kürtler zar zor Kürtlüklerine ikna edilmişlerdir. (Halen bazı namusuz ve piçleşmek isteyen Kürtler olsa da örneğin AKP’dekiler ve Yılmaz Erdoğan gibileri) Biz kendi kimliğimize sahip çıkmadığımız müddetçe soykırım politikası yapanlar ve hainler hep kendilerini büyük görecek ve övüneceklerdir. Türk egemen Osmanlının yıkılmasından sonra büyük darbe aldığı için ‘büyüklüğünü’ Kürtleri inkarla bitirmeye ben Kürt’üm diyenleri de katlederek gösterme psikolojisini yaşmaktadır. Dünyada tek dikili ağacı (bilimde, sanata, ekonomide) olmayan Türk egemenlerinin tek tatmin noktaları işgalcilikleri ve katliamlarıdır. Avrupa’da boşuna çocukları Türkler geldi diye korkutmuyorlar. Şimdi kendilerine göre ellerinde Kürdistan kalmıştır bunu kaybetmek istemiyorlar. Ama biz söke söke almaya yeminliyiz. Bunun için tüm varlarını yoklarını son dönemlerde daha net görüldüğü gibi Kürtlere saldırıya vermişlerdir. Bu saldırı esasta Türk devleti içindeki soysuzların soysuzluklarından dolayı bir kişilik hastalığının politik olarak kendini dışa vurum biçimidir. Kürtlere kimlik bilinci veren PKK olduğu için ve PKK’yi de önder APO yarattığı için düşmanlıklarının merkezine önderliğimizi ve PKK’yi almışlardır. Önderliğimizi zehirlemelerinin sebeplerinden biri de budur. Önderliğimize ‘sen neden Kürtleri onur ve namus sahibi yapıyorsun’ demek istemekteler. Çünkü onlar namusuz ve kendisini satan uşak Kürt’e alışmışlardı. Bu bir intikam eylemidir onlar için. Bunu da biliyoruz. Bu soysuzluğun başını Kürt dönmelerince çekildiğini psikolojik nedenleriyle beraber biliyoruz.
Bu vahşi devlet ve onun ‘biz itten türemeyiz’ diyen tüm sahipleri (bu bir hakaret değil milliyetçilerinin sembolü köpektir ve ya kurttur) Güneşin Çocuklarına nasılda öfke duyuyorlar izliyorsunuz değil mi? Bu vahşi bir devlettir. Sahipleri de canidirler. Türk halkı bu canilerin oyunlarına gelip suç ortağı olmasın. İşte kimi suçları; Amed zindanındaki işkenceleri unutur muyuz, Kürt köylerini yakanları, insanlarımıza kendi pisliğini yedirenleri(1992’de Muş’ta), binlerce faili meçhul cinayetti hizbi-kontralara yaptıranları, on iki yaşındaki çocuğumuza on iç kurşun sıkanları, üç yaşındaki çocuğumuzu alnından vuranları, halkımızın katillerini iyi çocuk diyip ödüllendirenleri, gencecik kızlarımızı düşürüp ajanlaştıranları unutur muyuz. Dersim’de Zilan’da katliam yapanlar….vs. vs.. saymakla bitmez bu suçları bir halka karşı işleyenler birer vahşi ve cani değiller mi? Şehit Gerillaların kafalarını kesip poz verenler bu devletin ordusunun mensupları değil miydi? Tüm bunlara maruz kalmış Kürt buna öfke duyamaz mı? İntikam duygusuyla bilenmez mi? Ben Kürt’üm diyen mutlaka intikamdan başka bir şey düşünmez.
Yukarda yazdıklarım Türk devletinin Kürtlere karşı işlediği suçlarının çok küçük bir listesiydi. Yani kendimden uydurmadım. Türk devletinin son seksen üç yıllık pratiğinde Kürtlere yaptıklarının bir kısmıydı bunlar herkes biliyor. Ancak özellikle son birkaç aydır işler öyle bir hal aldı ki kültürel soykırım yaşayan bizler suçlu çoğunluğu ‘piç’ olanların (lütfen bunu da hakaret olarak almayın çünkü Türk devletindeki birçok kişinin soyu beli değil piçlik bu anlamdadır.) yönettiği bu devlet mağdurmuş gibi bir hava estirdi. Sanki biz Kürtler ta Orta Asyalardan kalkmış at, katır ve eşeklerin peşine takılmış Mezopotamya’ya gelmiş, onların ülkelerini işgal etmiş, onlara kültürel soykırım uygulamışız. Bu bir özel savaş yöntemidir. Bu vahşiler ve ahlaksız yalancılar takımı bunu yapar. Çünkü ellerinde başkaca bir şeyleri yok. Fakat Kürtlerin özelikle de Avrupa ve kuzey Kürtlerinin bunlara karşı tepkisinin çok küçük olması neden? Hele hele kuzeyli gençlerin durumu anlaşılır gibi değildir. Onların lise kızları bile beni askere alın dedi. Bazı gençleri bizi ikinci defa askere alın dediler. Rusya da Avrupa da kurumlarımıza saldırdılar bir insanımızı şehit ettiler. Kürtlerin tavrı Oramar esirlerinde de görüldüğü gibi bu katil devlete asker olmak mı olmalıdır. Bu en basitinden utanılması gereken bir ayıptır. Yoksa korkuluyor mu? Kürtler birazda kör cesaretleriyle tanınır. Peki bu son bir iki aylık dönemde yurt dışında ve kuzeydeki gençlerin pratiksizliği nedir? Hani eylemler! Hani demokratik irade! Siz üniversite, lise ve işçiler özelliklede size soruyorum. Bir Kürt genci neye ne kadar kızmalı ve öfkesini kusmalıdır? Katil, soy kırımcı, işgalci ve suçlu olan onlar peki biz neden tavır sahibi değiliz. Neden daha güçlü bir karşı koyuşla EDİ BESE denmiyor.
Sanırım Avrupa da ilk defa kurumlarımıza ve halkımıza bu düzeyde saldırılar oldu. Neden, neden, neden? Çünkü örgüt, örgüt, örgüt ve APO’cu birlik olmadığı için. YCK döneminin hem yurt dışında hem de kuzeydeki tarzı hatırlardadır, etkisi de ortada. Her şeyi gerilla mı yapsın. Hem yurt dışı hem de kuzeydeki kadro ve yurtseverler neredesiniz. Yoksa siz kendinizi Türk’ten mi sayıyorsunuz. Recep Erdoğan’ın söylediği gibi. Daha ağır bir şey demeye dilim varmıyor. Tek bir kelimeyle belirtmek gerekirse başta kuzey Kürdistanlı gençler olmak üzere buradaki Kürtler çok ayıp ediyorlar. İçinizde yaşadığınız Türklüğe bir tekme atma zamanı gelmedi mi. Sizler böyle oldukça bu devlet nezdinde “alavere dala vere Kürt memet Oramar’a” gerçeğinden kurtulamayacaksınız. Siz böyle oturdukça bir torba makarnaya oy da gider, AKP ben Kürtlerin de partisiyim demeye devam eder. Katiller ve ihanetçiler de elini kolunu sallaya sallaya içinizde gezmeye devam eder. Ve bir gün gelir birkaç yıl öncesine kadar söylendiği gibi tekrar ‘kıro ve kuyruklu Kürt’ olursunuz. Bu utancı bir daha yaşamamak için yıllar önce söylendiği gibi HER NE PEŞ!
Amed tükürse Türkiye’de sel kalkar.
Sedat İNCİ (alifirat81@hotmail.com) |