|
Türkiye'nin Tek ve Son Söz sahibi Genelkurmay açıklamalarında Güney Kürdistan’ı istila etme ve orada yaratılan otoriteyi dağıtma esas alındığı anlaşılmaktadır.
Ne diyor Büyükanıt:
„Ben Istihbaratın Turşusunumu kuracağım; Biz Planımızı Hükümete sunduk, Operasyon için kimseden izin almayiz, her Askeri Hareketin bir Siyasi hedefi olmalı,kısıtlı ve sınırlı Operasyonmu olur ?“
Bu açıklamalarıyla PKK’ye yönelik bir Saldırı Büyükanıt’ı tatmin etmiyeceğini, yapılacak Askeri bir Hareketin Siyasi hedefi Güney Kürdistandaki Otoriteyi ortadan kaldırmak, Kerkük Petrolünü ele geçirmek ve oradaki Türkmenler’e,Türkiyeden’de Nüfus aktararak Kıbrıs tarzı bir Devlet kurdurarak işi oldu bittiye getirmek istediği aşikardır.
Bu düşüncelerinin Hayat bulması içinde, Kamuoyunu hazırlama, kitleleri sürüleştirme amacıyla aylarca sürdürülen dizginsiz Irkçı, Faşist hezeyanlar Medya yardimıyla linç “Kültürü”nü ayyuka çıkarıldı.
Bu dizginsiz Irkçı,Faşist hezeyanlar sonucunda, Kürtler en büyük Düşman, en büyük Tehlike! olarak sunuldu/sunuluyor.Bu Manipülasyonlar Genelkurmay talimatları ile yapılan bir Hazırlık olarak değerlendirmek doğru bir yaklaşım olur...
Türkiye'de neler olup bittiğini dikkatlice izleyenler, Türkiye için en büyük tehlikenin bu kutuplaşmayı yaratmak isteyen mantık olduğunu görebilir.
Genelkurmay Başkanı „Ne mutlu Türküm diyene demiyen herkes düşmandır“ mantığı Türkiye’de yaşıyan Kürtleri,Arapları Rumları,Süryanileri,Lazları kısacası Türk olmayan herkesi Düşman ilan etmedir.Buda aklı başında olanlar için en büyük Tehlike olduğunu görebilirler.
Türkiye'de neler olup bittiğini yakınen izleyenler için Durum nettir:
Türkiye'de en büyük Tehlike, Demokrasi’den uzaklaşmaktır ve Beyinler’de boy salan duvarlardır.
Askeri Kanat Cumhurbaşkanı seçiminde kaybettiği prestijini Kürtler’e karşı savaşarak kurtarma peşindedir.
AKP Hükümeti’de Kamu Kuruluşlarını Eşlerine ve Dostlarına peşkeş çekerek ve sermayenin AKP versiyonunu yaratma ve büyütme çabasındadır...
Kürtler ve Ordu çatışırken AKP Hükümeti kendi egemenliğini sermaye alanında da sağlamlaştırma peşindedir.
AKP Kürtler ve Orduyu çatıştırarak kendi emeline ulaşmak istediği gibi AKP’yi iktidara taşıyan Tarikatlar, Cemaatlar, Ṣeyhleride Türban ve benzeri konularda kandırma yolunu seçtikleri görülmektedir.
“Türban bizim Namus meselemiz“ diyorlardı tek başlarına Iktidar olmalarına ve Cumhurbaşkanıda kendilerinden olmasına rağmen Türban’a yani namuslarına Sahip çıkmadıkları görülmektedir…
Kitleleri sürüleştirme amacıyla Aylarca sürdürülen dizginsiz Irkçı,Faşist hezeyanlar iyiye alamet değil.
Türkiye’nin önünde iki Seçenek var ya Demokrasi yada Hitler faşizmine rahmet okutacak Türk tipi Faşizim.
Kürtler’de süreci iyi değerlendirmeli keşke şöyle yapsaydık böyle etseydik dememek için birliktenliklerini veya en azından Kardeş kanının akmasına vesile olmayacaklarını net bir dille Dünya kamuoyuna açıklamalıdırlar.
Güney’de oluşan Kürdistan Hükümeti misyonunu iyi oynamalı Kürtler arasında birliği zedeleyeci hiç bir davraniş sergilememelidir. Yüzünü tüm parçalardaki Kürtler’den çevirmemelidir.
Bir takım vaatlerle Kürt kanı akıtılırsa bunun hesabı ağir olacağını bilerek tavır koymalıdır.
Düşman’dan Dost olamıyacağını Herkes bir yerlerde not etmek zorunda olduğunu bir Yurtsever olarak belirtmek isterim.
Kürtler,Işgalcilerine sevdalanmamalıdır.
Işgalcisini yargılayan ve mahkum eden bir konumda olmalıdırlar.
Tersi bir durum Zaferden uzaklaştırır.
|