Gençlikçağini onurlu ve insanca bir yaşama adayan, dünyanın en eski ve de en çok inkarlara maruz bırakılmış halklarından bir olan Kürt halkını direniş kalesi yapan PKK, insanlığa sunulmuş en anlamlı armağanıdır. Kürt sanatı, günahlar, haramlar ve yasaklaını gölgesinde sindirilmiş, tüketilmiş, çalınarak devşirmeler aracılığıyla başkalaştırılmıştı. Kürdistani toplumun bütün dinamikleri gibi sanatı da ölgün bir zeminde inkara mahkum edilmişti. Bugün Kürtlük adına sanat yapan her kes, ama her kes bu yirmi doku onurlu yılın büyük bedeler ödeyerek yaratığı özgürlükler ortamının anlamın derin kavramak zorundadır. İster aşka dayir bir şarkı, ister küçük bir kaçamağı anlata bir hikaye, ister yoksuluğu anlatan kısa metrajli bir film olsun, her sanat ürününde bir biçimde bu yirmi dokuz onurlu yıların iz düşümü vardır. Mazlum Doğan, Newrozun direniş ateşini bedeninden yansıtmadımı, tanrıların dahi unutuğu halkın tarihine ve o günden bugüne doğmadımı adı Mazlum bilerce çocuk. Doğmadımı 1982 den beri bilerce özgür düşünen, Kürdistanı yüreğinde taşıyan, haykıran onun uğuna ölümleri öldüren bilerce genç kız, biilerce genç erkek. O gün bugündür artık Newroz direnişin, onurun, yeniden doğuşun nişanesi olmadımı. O gün bugüdür Newroz bilerce sanat eserine imge olmadımı. Sanatçıların en çok ilham aldığı Mazlum ve Newroz direnişin abidesi olarak ebedileşmedimi. Mazlumları sevmek, Mazlumları anlamaktan geçer, bu iki kere iki dört eder kadar bir gerçekliktir. Zindanda süren eşi bezeri görülmemiş PKK militanlarını direnişi, 1984 yazında bir şimşek gibi Egiitleşti ve dağların öfkesinden inkarın kirli, karalık ve de insanlık düşmanı ikarın üzerine kükreyen bir yiğide dönüştü. Adı gibi Egit di, adı gibi korkusuz, adı gibi kahramancaydı eylemi. O günden sonra her Kürdün soyadı değişti, ölü doğan çocuklar, ölümü lanetleyen ve yaşama sevdayla bağlananmalarını sağlayan bir Egit efsanesiyle büyütüldü. O günden sonra inkarların sonu, ianetlerin korkulu rüyası başladı. Egit PKK’nin pratikleşen özgürlük çizgisiydi. Çocuklarıyla kendi dilini konuşmadan korkan analar, 15 ağustostan sonra, Egit efsanesin sahiplenen analara dönüştü. Kürt sanatı özündeki derin ve köklü zengiliğine, Egit efsanesini katarak yeniden dirildi, yeniden varolduğunu haykırdı, yeniden dünya sahnesine çıkmaya hazırlandı. Egiti imgeleştirmeyen bir Kürt sanatçısını sanata dayir neyi olabilirki... Egitlere dem vurmayan kürt sanatını hangi anlamından sözedilebilir ki? Egitleri kavramayan, Egiti anlamayn Kürt sanatçıları, silinmeyle yüzyüze kalmış Kürt sanatını neresinde durabilir? Egit Kürt tarihinde bir dönüm noktası, yeni bir başlangıç ve asla inkara gelmez yeniden varoluşun adresidir. Her sanat eserinde öz ve biçim bütülüğü önemlidir, bu olmadığında o sanat ürününün sanatsalığı tartışmalıdır, anlam bulması zordur. PKK de Zilan destanı, adeta sanatdaki öz ve biçim gibi bir olgudur. Zilanları anlamdan, kavramadan, derinlikli yordamlamadan PKK yi veya Kürtlerin çağdaş dirilişini anlamak mümkün değil. Zilan ve tarıçalık salt bir imge olayı değil, insanlığın duru, kırletilmediği, insanın insan olmasında en temel emek süreci olan tarıçalrın süreciyle özdeşleştirilen Zilan; 21. yy bilim ve uzay çağındaki barbarlık düzeyinde yaşanan kirli inkara ve zulme dur demenin felsefesidir. Önderliğimizin ona bu rolu atfetmesini derin kavramayan bir sanatçı elbetde PKK’nin kadına bakışını da alıyamıyacak ve elbette PKK’nin yaratığı ve insanlık için ısrarla diretiği felsefeyide anlamayacaktı. Sanat eğer gerçekten öz ve biçim olarak bir üründe somutlaşmış ve eğer onu yaratan beyin sanatla derinlikli buluşmuşsa, zaten o sanat PKK felsefesini yandaşı, yoldaşı ve doğal bir taraftarıdır. Bu anlamda bir sanatçını yaşam biçimi ve ürünleri onu anynasıdır, ayrıca sözcükler kulananrak, slogan atarak, ya da bir yerlerde durarak sanatçı PKK li olmaz, olamaz. İnsanlık tarihin nakşedilen 29 onurlu, şerefle ve ümüt dolu mücadelesi, Kürdistanın ve ortadoğunun her bir karesine nakşedilmiştir, artık PKK gerisinde bir yaşamı, bir sanatı Kürtlere dayatmak nafile ve asla yaşam bulmaz bir savsatadır. Dirilişe merhaba, insanlığa merhaba, onurlu Kürde merhaba olan 27 kasım 1978 günü her insana kutlu olsun...
|
|