| |
| Eklenme Tarihi: 3.12.2007 Saat: 00:46 |
|
|
‘’ Entelektüel ve Aydınlar Çalışma Odalarının Rahatını Bırakıp Evlerini Yanardağların Eteklerine Kurmalılar.’’ ( NEİTZSCHE) . Yaşadığımız çağın en derinlikli filozofundan en derinlikli bir söz bu bence. Hele sorunlu halinin bir fatalite olduğu coğrafyamızda, kuşku yok ki çok daha ihtiyaç duyduğumuz bir söylem. Son Kürt Özgürlük Hareketi’ nin çeyrek asrı geçen Onurlu mücadelesinin önünde her zaman engel olmak isteyen İç ve Dış Ruhsuzlar son süreçte de oldukça revaçtalar. Aslında hepsinin ismini verip sayfamı ve yazımı kirletmek istemezdim ancak Tarih Onların mimli isimlerini yerleştiriyor klavyeme.
Aydın ve Entelektüelliğin en önemli ve hayati görevlerinin başında, var olan sorunlara çağdaş ve adil çözümler bulmak adına tarafsızlık ilkesine bağlı kalmak suretiyle efor sarf etmesidir sanırım. Ancak sorunlu olan bir coğrafyanın, sorunlu ülkesinin Aydınları’ nın yapa geldikleri ile karşılaştırdığımda içimden tüm ışıkları söndürmek geliyor. Güneşin Aydınlığına bile tahammülüm kalmıyor bazen. ‘’Gölge Etme Başka İhsan İstemez’’ sözünün kutsallığının kollarına bırakırım bedenimi. Kendini Aydın sayanların yüzünden ışığa ve güneşe düşman olacağım neredeyse. Aslında Emperyal güçlerin güdümündeki Aydınları anlamakta zorlanmıyorum. Yani Boyalı Basının Kalemşörlerinin bazı tavırlarını anlayabiliyorum. Zira Onlar (insanları kategorize etmek istemem ama maalesef Onlar ve Bizler varız artık) sadece Aydın görünüp zülmün şakşakçılığını yapmaya ant içmişler. Anlamakta zorlandığım ezilen bir halkın kimliğini taşıyan ve Aydın olduğunu söyleyerek, O Halkın Değerlerine küfür edenlerin içinde bulunduğu ruh(suz) halleridir.
Düşünebiliyor musunuz? Sorunlu bir ülkede, tüm demokratik teamüller yerle yeksan ve buna rağmen Halk canını dişine takarak yıllar önce atıldığı Parlamentoya tekrar temsilcilerini yolluyor ve böylelikle Demokratik çözüme hazır olduğunun mesajını veriyor. Her bir D.T.P ‘li Parlamenterin aldığı Oy oldukça yüksek ve kıymetli. Ama tüm bunlara rağmen, bazıları Kürt Sorunu’ nu konuşmaya başladığında, Halkının Onurlu oylarını almış Gerçek Temsilcileri dışlayarak, hiçbir zaman gerçek ve Onurlu Kürt olmayan Defolu ve Karanlık Kişileri öne plana çıkarıyor Aydın diyerek. Kanımca bu, A.B.D tarafından yürürlüğe konulan, Çözümü Ke.Ke.Ke ‘siz ve Öcalan’ sız yaratmanın egzersizleridir. Bunu da anlamaya çalışırım aslında. Ama bu Halkın hayatının hiçbir alanında emeği olmayanların kalkıp Kürt Aydını etiketiyle ortalıklarda dolaşmalarına lanet etmemek elde değil.
Osmanlıdan kalma Kardeşi Kardeşe kırdırtma politikasının son versiyonu bu olsa gerek. Aslında biraz akıllı olsalar benden ve sizden daha iyi bunu anlamış olmaları gerek. Zira Sistem her zaman Halkının karşısında durmuş kişi(liksiz)leri işleri bitince bir kalemde harcamakta ustadır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Zira biliniyor ki Irkına ve Adalete sahip çıkmayanlar, başka hiçbir gerçekliğin esaslı savunucuları olamazlar.
Bir yanımızda kızılca kıyamet gibi bir savaş ve her gün gelmekte olan Gençlerin Naaşları, diğer yanımızda tüm yaşananların çok uzağında bir yaşam ile soruna kendilerince yorumlar getirenler. Medyadaki gelişme ve yorumları takip ettikçe, hele Kürt Aydını olduklarını iddia edenlerin ağızlarından dökülen Salyayı izledikçe içim acıyor ve kanıyor suratım. Ben suratımın kanamasıyla uğraşırken O’nlar suratlarına yerleşen kirli çizgilerin farkında değiller sanırım. Ortada her kesin kabulu olan bir sorun var. Ancak çözüm konusunda ortaya atılan görüşler tamamen Onurun dışında ifadelerle dolu. Onursuzluk hiçbir Halkın kabul edeceği bir durum değil. Ancak kendilerini Aydın diye tanıtan Karanlık kişilik(siz)ler, çözüm konusunda saçma sapan argumanlar kullanıyor. Oysa bu Halk her alanda ‘’Pe.Ke.Ke Halktır Halk Burda’’ diye sloganlar atarak yürüyor, Oysa bu Halkın 3.5 milyona yakını (ki tüm engellemelere rağmen) Sayın ÖCALAN’ı İrade olarak benimsemiş, buna rağmen çözümü, çözümsüzlük üreten şahsiyet(siz)lerde aramanın nafile bir durum olduğu gün gibi aşikardır.
O anlamda denilebilir ki Aydın olmak üretmektir ve adaletle yürümektir. Yoksa öyle bir merkezden alınan talimatlarla konuşmak ve sözde politik açılımlarda bulunmak meziyet değildir.
O anlamda Aydın olmak Karanlığın küf tutmuş suratına Özgürlük şiirleri okuyabilmektir.
O anlamda Aydın olmak için önce ruhlarımızı Karanlıklardan arındırmasını bilmek gerek.
O anlamda Aydın olmak Karanlıkla mutlaka savaşmaktır. Aksi halde Karanlık Ruhlu Aydınlar olunur bu da tarihin lanetine mazhar olmakla eş değerdir…
Not : Bir sonraki yazımda bu Karanlık Aydınları masaya yatırmaya çalışacağım…
İnadına Sayın ÖCALAN İnadına Azadiya Welat Gazetesi İnadına Gündem Gazetsi İnadına Roj T.V İnadına Roj Baş İnadına Şev Baş İnadına ÊDİ BESE İnadına Q İnadına W İnadına X
|
|
Yazdır Yorum Ekle (Not: Yorum sadece üyeler tarafından yazılabılınır. Yazılan yorumlar yönetim tarafından onaylanmak için beklemeye alınıyor.) |
|
|
|
 |
| |
|