Diğer Kategoriler
Araştırmalar
Gerilla Anıları
Kürdistan´ı tanıyalım
Sağlık
Son Mektuplar
Waneyên Rastnivîsa Zimanê Kurdî
Zindandan Mektuplar
Şehitlerimiz

Savaşın ve Tarihin izinde bir Güney Kürdistan yolculuğu..
(2952 kelime)
(731 kez okundu)
Yazdırılabilir Sayfa
Cennet Manzaralı Cehennem Tepesi!
 

 Yola çıktıktan dört saat sonra cehennem tepesi diye bir yere vardık. Yol boyunca doğanın sunduğu güzellikleri izlemekten kendimizi alamadık. Cehennem tepesinin bütün heybetiyle karşımızda durduğu, ürkütücü aynı zamanda çekiciliğini izleyebileceğimiz bir yerden aşağıya doğru indik. Yolun bir yerinde yavrularıyla birlikte bir ana keklik karşımıza çıktı. Yavrularından bazılarını yakalamak için kovalamaya başladık. Kılavuzumuzla birlikte dört kişi olmamıza rağmen ancak bir tanesini yakalayabildik. Yanımızda vadinin içindeki su kıyısına kadar indirdik. Biraz oynayalım derken Serhat adındaki arkadaşımızın elinden kaçtı. O günden sonra kekliğimizi kaçırdığı için Serhat’a birlikte olduğumuz sürece her gün vaktinde kekliğini yerine bize kendisinin ötmesi gerektiği biçiminde takılmaya başladık.

Tepenin yüksekliği, heybetli duruşu ve asi kayalıkları dikkatimizi çekti. Adının da cehennem tepesi olduğunu daha bilmiyoruz tabii. Tepenin yakınlarında bulunan gerilla kamplarında bizi karşılayan gerillalara sorduğumuzda, Deniz Amed adındaki gerilla komutanı onun adı cennet manzaralı cehennem tepesidir diyor. Adının nerden geldiğini sorduğumuzda ise eteklerinde bulunan köylülerce Girê Mariya olarak bilinir ancak biz gerillada da cehennem tepesi olarak bilinir diyor. İsmine göre birçok hikayesinin de olduğunu söyleyen Amed, hikayelerini isimlerinden alıyor ancak hepside gerçek diyor. Köylülerce bilinen hikayesi  Mariya adındaki bir Asuri kızı sevdiğine verilmediği için çıkıp oradan intihar etmiş. O yüzden Girê Mariya denmiş. Gerilla tarafından cehennem tepesi adının konmasının nedeni ise 1992 yılında tepesinde bulunan gerillaları darbelemek için tırmanmaya çalışan Türk askerleri bir türlü çıkamamışlar. Onlar her tırmandıklarında gerilla tarafından vurulup geri püskürtülmüşler. Askerlerin komutanlarından biri telsizinden üstlerine ‘komutanım buraya çıkamıyoruz. Cehennem gibi bir yerdir. Çok kayıp verdik ancak bir türlü çıkmayı beceremedik’ diye bildiriyormuş. O yüzden o gün bugündür gerillada cennet manzaralı cehennem tepesi deniliyor diye anlatıyor Amed.

Tepeye çıkmak istiyoruz. Boğazına doğru yola çıktığımızda yol boyu birçok doğal kaya yarıkları ile mağaralara rastlıyoruz.

Tepeye bizimle kılavuz olarak çıkmasını istediğimiz Dicle adındaki kadın gerilla şunları söylüyor, “çıkana kadar cehennem gibidir. Çıktıktan sonra cennet olur” diyor.

Çıkana kadar cehennem gibidir demesinin nedeni, sarp, asi ve çok mayınlı olmasından ileri geliyor.  Her gelen güç tepe ve çevresine mayın döşemiş. O yüzden çıkışı öyle kolay değil. Çıkıp zirvesinden Güney Kürdistan’ın manzarasına izlemek öyle dolay değil. Çıkıp güneşin doğuşu ile Güney Kürdistan’ın manzarasını isterken bir mayına basarak ayağınız ya da canınızdan olabilirsiniz diyen Dicle, o yüzden gündüz ve gidilebilen tek yol olan patikadan gitmek gerektiğini belirtiyor. Bu yüzden geceden çıkıp güneşin doğuşunu cehennem tepesinden izlemekten vazgeçiyoruz.

 

Köy mezarlığı Zap vadisi

 

Oradan ayrıldıktan sonra Zap suyuna doğru yürüyoruz. Yer yer patika, yer yer araba yolundan ilerlerken yol boyunca boşaltılmış, yıkılmış, harabeye dönmüş köyleri görüyoruz. Zap suyu üzerindeki köprüden geçtikten sonra karşılaştığımız ve 78 yılında boşaltılmış Spindarê köyünden olan Hasan Muhammed bize boşaltılan köylerin isimlerini söyleyerek boşaltma tarihlerini söylüyor.  Hasan Muhammed’in söylediğini göre Zap vadisi ile Tırvanış arasında kalan bölgede 75 yılından 88 yılına kadar 100’e yakın köy boşaltılmış. Bu köylerin boşaltılma nedenleri ve tarihlerini şöyle sıralıyor Hasan Muhammed, “Bu köylerin hepsi 1975-88 yılları arasında KDP ile Irak hükümeti arasında yaşanan savaşlarda boşaltıldı. İsimlerini hatırladığım kadarıyla Sarnê, Sêvê, Başê, Elê, Gundê Fıla, Nêrve, Ditaxa, Baluka, Kare, Spindarê ile Zêvê, Melexte, Avasorkê ve Tırvanış civarındaki köyler boşaltıldı. Yükseklerdeki köylerden başlayarak boşalttılar. Hepimizi vadinin içine topladılar önce. Sonra Begova ve Kadişe’ye götürdüler. Köylerin  bir kısmı 83’te geri gelerek buradaki peşmergelere sığındılar.

Hasan Muhammed 28 yıldır uzak kaldığı köylerinin hasretini yaz aylarında eşi ve çocuklarıyla Zap kıyısına gelerek biraz da olsa giderdiklerini söylüyor. O konuşmasını bitirdikten sonra eşi Sabiha Ahmet ‘88’den beri gerillayı tanıdığını ve tanıdığı günden beri gerillaya hizmet ettiğini söyleyerek başlıyor eski gerillaların adlarını saymaya. Gerillalar evindeyken defalarca KDP peşmergeleri tarafından basıldığını, ancak hiçbir gerillaya bir şey olmamasından övünerek bahseden Sabiha Ahmet gerillaya şu ana kadar hizmet etmeye devam ettiğini söylüyor. Sabiha Ahmet eliyle bize gösterdiği vadiyi işaret ederek, “Şu gördüğünüz vadi yüzlerce kez Saddam rejimi tarafından bombalanmıştır. Uçaklar durmadan vuruyordu. Buralarda büyük savaşlar yaşandı. Bu tepelerin başında ateş yağıyor gibiydi” diyor.

Zap kıyısına gecenin katran karası siyahında yürüyerek iniyorduk. Geçtiğimiz yerler sınırlara çok yakındı. Zirvelere kurulmuş Türk askeri tepelerinin ışıkları altında yürüyorduk. Birbirine 500 metre ile 1 km arasında değişen aralıklarla dizilmiş tepeler boydan boya sınırı kaplıyordu. İlk gün henüz Zap kıyısında iken ışıklarını gördüğümüz tepeleri gerillalar Tepe Ortê, Tepe Sor,  Maruka, Girê ve Elemün tepesi olarak adlandırıyorlar.

Yıkık Asuri ve Müslüman köyleri, yanmış ormanlar, sadece duvarları ayakta kalmış kiliseler ile ıssız kayalıklı tepelerden geçiyorduk. Geceyi gerilla kampında geçirdik. Yerlerini değiştirecekleri için gerillalardan bir kısmı yeni gidecekleri yere gitmişti. Geriye kalan kısmı ertesi gün bizi yeni kamp yerlerine götürecekti. Ne yapmak istediğimizi sordular. Yapacaklarımızı anlattıktan sonra bize hazırladıkları yerde akşam erkenden uyumaya başladık.

Kaldığımız gerilla kampından saat altıya doğru yola çıktığımızda gerilla komutanlarından 1989 yılında gerillaya katılan Harun Hınıs adındaki eski gerilla bize kılavuzluk yaptı. Bizi arazide bulunan ‘92 yılından bu yana Türkiye uçakları tarafından atılan henüz patlamamış kazanların, havan mermilerinin, obüs toplarının olduğu yerlerden götürerek göstereceğini söyledi. Yol boyunca çok sayıda patlamamış kazanlar, havan mermileri, uluslar arası savaş kurallarına göre yasak olmasına rağmen Türkiye ordusu tarafından kullanılan obüs topları ile lav silahlarına rastlıyoruz.  

 

Dağ keçilerinin yolundan geçiş…

 

Gerilla komutanı Harun bize patlayıcı maddeleri gösterdikten sonra artık yeni kampımıza gidebiliriz diyerek önümüze düştü. Geçtiğimiz yerler cehennem tepesinin uzantıları olduğu için sert ve keskin kayalıklarla doluydu. O yüzden yürümekte oldukça zorlanıyorduk. Yarım saat kadar yürüdükten sonra gerilla Harun bize sert ve yüksek kayalıklarla dolu bir yarığı göstererek buradan ineceğiz dedi. Gözlerimiz fal taşı gibi açılmıştı, ancak inmek için de hazırlık yaptık. Gösterdiği yerin başına geçtiğimizde bazı izlerin olduğunu gördük. Gerilla Harun’a gösterdiğimizde gülerek dağ geyikleri ile keçilerinin izi olduğunu söyledi. Biz o yoldan inemeyeceğimizi anlayarak yolumuzu değiştirip devam ederken gerilla Harun kalkan dağ keçisinin yolundan indi. İki buçuk saatlik zorlu yürüyüşten sonra kampa ulaştığımızda Harun’un bizi beklediğini gördük. Gülüyordu. Kamptaki gerilla arkadaşlarına Harun’un bizi dağ keçilerinin yolundan indirmek istediğini söylediğimizde hepsi birden gülerek, “kendisi dağ keçisi gibidir. İnsan hiç ona uyar mı” diyerek bize takılmaya başladılar.


Her mekanda bir hikaye saklı
 

 Tasarladıklarımızı gerçekleştirmek, güzel ve Kürt özgürlük hareketi açısından tarihi önemi olan yerleri görmek için akşama doğru bulunduğumuz kamptan ayrıldık. Tabii günün yorgunluğunu kamp yeri olarak seçtikleri su kenarında dinlenerek ve akan çayda duş alarak geçirdikten sonra yola çıktık. Yine yıkık, boşaltılmış köyler, yakılmış ormanlar arasından ve bu kez biraz daha net görünen Türk ordu güçleri tarafından tutulan tepelerin ışıklarının altından geçerek yürüyorduk. Metina’ya vardığımızda geri dönüş için hazırlanmakta olan bazı köylerde yeni yapılmış kiliseler gördük. Sorduğumuzda ise Saddam döneminde kiliseleriyle birlikte yakılıp boşaltılan Asuri köylerinin yeniden dönmeye hazırlandığını öğrendik.

Metina isminin nereden geldiğini merak ediyoruz. Altığımız cevap ise çok eskiden beri kullanılan bir isim olduğu Metina isminin de bir aşk hikayesinden sonra kullanılmaya başladığıydı. Aynı zamanda Kürt müziğinin klasik bir parçasına da konu olan Lavkê Metini adında biri, civarda bir kıza aşık olmuş. Gözleri aşık olduğu kızdan başka bir şey görmüyormuş. Bütün uğraş ve çabalarına rağmen kız Asuri olduğundan kendisine vermiyorlar. Törelerden dolayı çocuğun ailesi de gidip istememiş. Aşık olduğu kızla bir araya gelemeyeceğini anlayan Lawkê Metini şu an Metina diye bilinen sarp kayalıklı, asi uçurumlarla dolu dağın zirvesinden kendisini bırakarak intihar etmiş. Aşık gencin intiharından sonra yörede Lawkê Metini parçası söylenmeye başlanmış ve o gün bu gündür burası da Metina diye anılmaya başladığını öğreniyoruz.

Gerilla kampına geçmek için tepeye tırmanıyoruz. Öğlene doğru kampa ulaştık. Kamp komutanlarından Ali Kiçi adındaki gerilla komutanı bizi karşıladı. Yorgunluğumuz gidermek için dinlenebileceğimiz bir yer gösterdi ve dinlendikten sonra çalışmalarımız konusunda görüşebileceğimizi, ellerinden elen desteği sunacaklarını söyledi.

 

Gerillada sarmanın tadı başkadır!

 

Kadın gerillalarla biraz sohbet ettikten sonra gerilla şehitliğine gitmek için kalkmak isterken bizi akşam yemeği için sarma yemeye davet ettiler. Kadın gerillaların kıt imkanlarına rağmen tamamen doğadan yararlanarak yaptıkları sarma yemeği davetlerini kabul ederek şehitliğe gittik. 75 gerilla mezarının bulunduğu şehitliğe vardığımızda gerillanın yaratıcılığına tanık olduk. Dağların ortasında silah arkadaşlarına yaptıkları muazzam ve kutsal yer olarak gördükleri şehitliğin güzelliği, düzeni bizi etkiledi. Şehitlikte gördüğümüz manzara gerillanın şehitlere, yoldaşlığa ne kadar bağlı olduğunun manzarasıydı. Şehitlikten biraz ilerdeki çeşmeye piknik yapmak için gelen köylülerin yanına gittik.

 

Eski Peşmerge ilk çatışmaları anlattı

 

Piknik yapmak için çeşme başına gelen ve köylü sanarak yanına gittiklerimizin arasında biri eski İran Komünist Partisi peşmergesi çıktı. Amediye kasabasından ve adı Macit Ahmet 1981 yılından ‘91 yılına kadar Komünist Parti’ye peşmergelik yapmış. Macit Ahmet gerillanın ilk alana gelişi ile aralarında yaşanan çatışma ve çatışmanın nedenlerini bize şu şekilde anlattı, “Sindê alanında ‘84 yılında gerillalarla aramızda bir çatışma çıktı. Bu çatışmaya KDP’nin, gerillanın alanda sürdürdüğü siyasi faaliyetler sonucu etkimizin kırılacağı, bunun bizi daraltacağı propagandaları neden oldu. Bizden o çatışmadaiki peşmerge şehit düştü üçü de yaralandı. O zaman bu alandaki sorumlularımız Toma Tomas ile Kerim Ahmet’ti. KDP’nin alan sorumlusu da Dr. Cengiz’di.” Eski peşmergenin anlatımlarından sonra onlardan ayrılarak kampa geri döndük.

Kaldıkları yer yolumuzun üzerinde olan kadın gerillaların sarma yemek için bizi beklediklerini gördük. Kadın gerillaların hazırladıkları, parmaklarımızı bize yedirtecek güzellikteki sarma yemeğimizi yedik. Yemekte kadın gerillaların kendi aralarındaki sohbetlerine tanık olduk. Sohbetleri genellikle uluslar arası, Türkiye ve Kürdistan’daki gelişmeler üzerineydi. Bunun yanı sıra gösterilecek yaklaşımlara göre Kürt özgürlük hareketinin içine gireceği tutum tahmin edilmeye çalışıyordu. Bir de Kürdistan Demokratik Konfederalizm Önderi Abdullah Öcalan’ın yaşam koşullarına sık sık vurgu yapılıp, kendisine gösterilecek yaklaşıma göre özgürlük hareketi ile gerillalarının tutumunun netleşeceği noktalarını dile getiriyorlardı. Bu tür siyasi sohbetlerin yanı sıra birbirlerine takılma biçiminde olan konularda tartışılmıyor değildi. Örneğin mevsimi olmasından ötürü bağ bahçe sohbetleri ve tartışmaları da başını alıp gidiyordu. Ve en çok konuşulup gülme konusu yapılan şey ise bu yıl tarımcılığa kadın gerillaların görevlendirilmiş olmasıydı. Güzel yemek ve en az yemek kadar güzel olan bu sohbetlerden sonra gerilla komutanı Ali Kiçi’nin yanına gittik.

 

Arazide arkadaşlarımızın mezarlarını aradık…

 

Ali Kiçi’yle şehitlik hakkında, şehitlikte kaç gerilla mezarının bulunduğu, cenazeleri nerede buldukları ve Metina hakkında konuşmaya başladık.

Kiçi şehitliğin yapılmasında yeni eski her gerillanın isteyerek ve gönüllü çalıştığını, şehitlik yapımı dendiğinde gerillada akan suların durduğunu hüzünlü bir yüz ifadesiyle anlatarak şunları söyledi, “Şu an şehitlikte 75 gerilla arkadaşımızın mezarı var. Buralarda bunun iki-üç katı kadar arkadaşlarımızın mezarı var. Hala onları arıyoruz. Tek tek kayanın, ağacın, orman içlerini ellerimizde kazma küreklerle arkadaşlarımızın mezarlarını aradık bir süre. Hala aramaya devam ediyoruz. Sadece buralarda değil. İki-üç gün süren yolculuklarla gidip arkadaşlarımızın mezarını bulup cenazelerini alıp getirdiğimiz oldu. Onların mezarlarını ararken daha farklı mezarlarla da karşılaştık. Töre cinayeti sonucu öldürülen birkaç kadın mezarını bulduk. O kadınlara ait olduğunu üzerlerindeki elbiselerinden anladık. Çünkü bize göre töre buradakilere göre ise namus cinayeti sonucu öldürülen kadınlar yıkanmadan giysileriyle birlikte bir çukura atılır gibi gömülüyorlar. Bir de bir Türk askerinin mezarını bulduk. Hala botları ayağındaydı. Onu da alıp getirdik. Yani çok tuhaf bir şey, ama onu da gerilla arkadaşlarımızın bulunduğu yere yakın bir yerde gömdük.”

1991 yılına kadar Irak rejimi ile Saddam Hüseyin’in askerlerinin elinde olan Metina’ya daha sonra KDP peşmergeleri ile bazı yerlerini gerillalar geçici olarak kullanmaya başlamış.

 

Ali Kiçi ile sohbetin tadına doyum olmuyor…

 

1985 yılından bu yana Kürdistan dağlarında gerillacılık yapan gerilla komutanı ile Ali Kiçi’nin sohbetine doyum olmuyor. Bu yüzden onunla olan sohbetimizi uzattıkça uzatıyoruz. Onunla tarihten, anılarından, savaştan güzel, zorlu ve acılı günlerinden konuşuyoruz.  Anıları tazeleniyor. Yanında yaşamını yitiren gerilla arkadaşlarını derin bir iç çekişle anıyor. Eski-yeni gerillacılık yaptığı alanlardan özlemle söz ediyor ve yeniden orda olma istemini dile getiriyor.

Kürdistan’ın dağları ile kanla sulanmış kutsal topraklarının her karışında kan döktüğünü  hüzünlü ve acı dolu bir yüz ifadesi ile anlatan Kiçi şunları söylüyor, “Karış karış ter ve kan döktüm. Acı çektim. Her yerde arkadaşlarım şehit düştü. O yüzden geçtiğim her yeri adım adım bilirim. Unutmam. Her yerde bir anım var ve orada benden bir parça kalmış. Savaş yıkım ve kirlenmektir. Savaş insanlık için büyük bir acıdır. Geleceğin karartılmasıdır. Ama vazgeçilmez bir sanat olarak görülüyor. Biz Kürtlere de bundan başka açık kapı bırakılmamış. O yüzden bu kapıdan geçmek zorundayız. Yoksa savaşı çok sevdiğimiz için savaşmıyoruz. Ama önemli olan her şeye rağmen insanın kendine ve sözünü ihanet etmemesidir. Birçok gerçek ve doğrumuz toprağa gömüldü. Her biri coğrafyamızın ayrı bir parçasında kaldı. Ben hala eski hayallerimle yaşıyor ve yürüyorum. Yürümeye de devam edeceğim.”

 

Kampı sevindiren sürpriz ziyaret…

 

Ali Kiçi ile sohbetimize devam ederken kampa bir misafirin geleceğini söylediler. Kiçi kamptaki gerillaları gelecek misafiri karşılamak için topladı. Kampta bulunan gerillalar on dakika içinde içtima durumuna geçin gelecek misafiri beklemeye başladılar. Çok geçmeden misafir geldi. Gelen misafir Avrupa’da karşılaştığı uygulamalardan sonra yeniden dağa, gerilla ortamına dönen Nuriye Kespir’di. Kespir kendisini bekleyen gerillalar tokalaştıktan sonra kısa bir konuşma yaptı. Konuşmasına dağa yeniden dönüşüne duyduğu büyük mutluluğa vurgu yaparak başlayan Kespir şunları söyledi, “Şu an yeni katılmış yani gerillaya gelmiş gibiyim. Bir daha bu topraklara ulaşacağımı sanmıyordum. Ve bir gün gelip bu toprakları öpeceğimi hiç düşünmemiştim. Biz kadın gerillalar ilk kampımızı şu an bulunduğumuz yerde kurduk. İlk toplantımız burada oldu. İlk kongremizi 11 yıl önce burada yaptık. O yüzden mutluluğum anlatılamayacak kadar büyük.”

Nuriye Kespir ve yanındakiler biraz dinlendikten sonra akşama doğru gerillanın ilk mekanlarından olan Haftanin taraflarına gideceklerini söyleyince, aynı yöne gideceğimiz için onlarla gitmek istediğimizi söyledik. Onlarla gitmek istememizin nedeni Nuriye Kespir’in daha önce gerillacılık yaptığı Haftanin alanlarına ilişkin anılarını dinlemekti. Ayarladıkları gibi havanın kararmasıyla yola çıktık.

 

Zamanın durduğu an…

 

Bu alandaki gerillalarda saat hesabı yok. Zap'tan Metina’ya doğru giderken bir gecelik yol dediler. Metina’dan, 1982 yılından beri gerilla tarafından kullanılan Haftanin’e gitmek için yürüyeceğimiz yola ise iki gecelik yol dediler. Burada yürüyüş için saat yerine gece ve gündüz kavramı kullanılıyor. Haftanin’e girişte yanımızdaki eski ve yıllarını bu alanda geçiren gerilla “iyi bakın buraya yer yüzündeki cennette geldiniz” diyerek Haftanin’in güzelliğini anlatmaya çalıştı. Bir gün Haftanin’in girişinde kalarak güzelliklerini görmeye ve gezmeye çalıştık.

 

 

 

 

 

 

 

 

Seyit EVRAN / Laşer TEKOŞİN

  

[ Geri Dön: Araştırmalar | Bölümler İndeksi | YORUM EKLE ]

Araştırmalar
·Tarih'te Kürd Devletleri
·Seyit Riza Direniş ve Isyan'ın Sembolüydü (Hayatı)
·Tarih'te Kürd Isyanları
·Kürd Aşiretleri
·Özgür Kadın Ordulaşması..!
·Kadın'ın Dirilişi ve Tarihi
·Sesin ve sözün ustası dengbêj Miradê Kinê
·Şeyh Sait’in yaşayan tek çocuğu isyan günlerini anlatıyor
·Taçsız ve tahtsız prenses: Ayşe Şan
·KÜRESEL ISINMA VE KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİMİ
· Sadece 16 Mart’ta hatırlanıyor Halepçe
·Ateşkes Dosyası
·Yılmaz Güney'le yapılmış son röportaj
·9 Ekim'e Giden Yol
·Bu fırsat kaçırılmamalı

İlgili Haberler
·GELİN SAVAŞI UMUTLANDIRAN, UMUTLARI YIKALIM!
·SÛPRÎZA SERDEGIRTINA SER QEREQOLA BEZELEYÊ!
·BEZELÊ KARAKOLU BASKINI SÜRPRİZİ!
·İLK GÜNDEN SON GÜNÜNE KADAR HEP ÖNDE SAVAŞAN MİLİTAN
·Gotinên dawîn hatin gotin, dor dora tolgirtinê ye!
·Son sözler söylendi, artık intikam zamanı!
·"BU GİZLİ BİR ATEŞ BUNU ASLA SÖNDÜREMEZSİNİZ!"
·Şehit Kurtay Faraşin Yoldaşın Anısına
·BÊŞEREF!
·ŞEREFSİZ!

© 2004 Rojaciwan.com
Bütün HaberlerTürkce HaberlerNuceValid robots.txt


English: All the comments, articles and other contents are property of their owners.
German: Die Artikel und Kommentare sowie Foren- und etwaige Chatbeiträge und alle anderen Inhalte sind Eigentum der Autoren.
Turkish: Rojaciwan sitesi özgür bir tartışma platformu olup, sitemizde yayınlanan bütün yazılardan, yorumlardan ve hernevi multimedia dökümanlarından sahipleri sorumludur.

Sayfa Üretimi: 0.143 Saniye
SQL: 27
Rojaciwan Theme by Rojaciwan Webtasarim.