 |
KKK’nin 1 Ekim tarihinde başlattığı ateşkese ilişkin kamuoyu, belki de son fırsat olacak bu adımın kaçırılmaması için, daha fazla duyarlılık ve gayret sarfedilmesi gerektiği konusunda hemfikir. |
Birçok aydın demokrat kesim ve sivil toplum kuruluşu son birkaç ay içerisinde Kürt Özgürlük Hareketi’ne ateşkes çağrıları yapıyordu. Bu çağrılara Kürdistan Bölge yönetimi ve Irak yönetimi de katıldı. Son olarak da 15 Ağustos günü ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü yayınladığı mesaj ile Kürt Özgürlük Hareketi’nden ateşkes ilan edip, silah bırakmasını istedi. ABD’nin PKK’ye karşı yaklaşımları bilinmesine rağmen ilk defa böylesi bir mesajı yayınlaması ve bunun mesajın yayınladığı günün PKK’nin silahlı mücadeleye başlamasının 22 inci yıldönümüne denk gelmesi farklı yoruma neden oldu.
Çözüm projeleri ortaya koymak lazım
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü tarafından yayınlanan mesajı 23 Ağustos günü düzenledikleri basın toplantısında cevaplayan KKK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, ABD’nin kendilerinden ilk defa böylesi birşey istediğini vurguladı.
Bir ateşkes ilan etmeleri için ABD’nin geçmişte kendilerine dolaylı yollardan haber gönderdiğini söyleyen Karayılan, ABD’nin 15 Ağustos açılamasını şu şekilde yorumladı: “ABD’nin resmi olarak böylesi bir açıklamada bulunması PKK’yi resmi bir güç olarak tanıması anlamına da geliyor. PKK’yi Kuzey Kürdistan’daki Kürtlerin temsilcisi olarak kabul ettiği ve Türk devleti karşısında bir taraf olarak gördüğü şeklinde yorumlanabilir. Ayrıca PKK ile direkt yollardan diyalog kurmaya hazır olduğunu da gösteriyor. Tabi bu açıklama da Türkiye deki şiddetten bir tek bizi sorumlu görmesi bir yetersizliktir. Savaşı sadece bizim durdurmamız ile olmaz. Savaşın gelişmesinin sorumlusu Kürt Özgürlük Hareketi değil, Türk devletinin inkâr ve imha siyasetidir.”
ABD’nin Kürt Özgürlük Hareketi’ne yaptığı silah bırakma çağrısının yetersiz olduğunun altını çizen Karayılan, ABD’nin Kürt sorununun çözümüne yönelik projelerini ortaya koyması gerektiğini vurguladı. Türk devletinin saldırıları durduğu taktirde bir ateş ilan etmeye ve ardından da silah bırakmaya kendilerinin hazır olduğu mesajını veren Karayılan, bunun içinde kendilerine silah bırakma çağrısı yapan herkesin bunun zeminini yaratmak için de çaba sahibi olmaya davet etti. Kürt sorununda silahların tamamen ortadan kalkmasını istediklerine dikkat çeken Karayılan, “Bunun koşulları oluşturulmalı. Biz tartışmaya ve diyaloga varız. Koşullar oluşturulursa biz Kürt sorununda silahların ortadan kaldırılmasına dönük bir süreci başlatmaya da varız. Bunun içinde karşı tarafında olumlu mesajlar vermesi ve ortamı biraz yumuşatması lazım.” dedi.
İyi niyet gösterilmeli
1993, 1995,1998 ve 1999 yıllarında tek taraflı ateşkesler ilan ettiklerini hatırlatan Karayılan, Kürt sorununun tek taraflı ilan edilen ateşkesler ile çözülemeyeceği sonucunun ortaya çıktığını söyledi. 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle ilan edilenin bir ateşkes zemini yaratma çabası olduğuna dikkat çeken Karayılan, Türk tarafından beklentilerini şöyle izah etti: “Ateşkes konusu çift taraflıdır, tek tarafın çabalarıyla başarıya ulaşma şansı yoktur. Kürt sorununun ne kadar ağır bir sorun olduğunu en iyi bilen tarafız. Bu yüzden Türk devletinin çıkıp ‘biz de ateşkes ilan ediyoruz’ demesini beklemiyoruz. Belki bu şekilde olmayabilir. Fakat 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle de olsa, Türkiye olumlu bir dil kullanabilir. En azından baskıyı, tecridi ve operasyonları biraz azaltarak gösterebilir. Her şeyden önce Türkiye’nin çözüm iradesi olup olmadığını göstermesi lazım. Türkiye’nin en azından bazı işaretler vermesi gerekir ki, süreç biraz ilerleyebilsin. Yoksa bir taraf tek taraflı ateşkes ilan ederken, diğer tarafın saldırılarına devam etmesiyle ateşkes kararları başarıya ulaşmaz.”
5. fırsat kaçmasın!
Abdullah Öcalan’ın dün ilan ettiği yeni bir ateşkes kararı tarihe 5. ateşkes olarak geçti. PKK daha önce tam 4 kez ateşkes ilan etmiş, 1999’da sınırdışına dahi çıkmıştı. Ancak tam 4 kez uzatılan el, her defasında ‘Devlet pazarlığa oturmaz’ nakaratı ile karşılık bulmuştu. Kamuoyu, belki de son fırsat olacak son adımın kaçırılmaması için, daha fazla duyarlılık ve gayret sarfedilmesi gerektiği beklentisi içinde.
DTP, Kürt ve Türk aydınları ile ABD ve Avrupa Parlamentosu’nun ardından KKK Önderi Öcalan’ın da ateşkes çağrısında bulunması Koma Komalên Kurdistan (KKK) tarafından olumlu karşılık buldu. KKK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, imha amaçlı saldırılar yapılmadığı sürece, silahların susacağını açıkladı. Atılacak adımlara bağlı olarak sürecin gelişeceğine dikkat çeken Karayılan, “Türkiye Cumhuriyeti tarihi bir fırsat olan ateşkese uygun adımlarla karşılık vermelidir” dedi. “Ateşkes iki halkın kalıcı gönüllü birlikteliği için tarihi öneme sahip bir adımdır” diyen Karayılan, Kürt halkı başta olmak üzere, aydın, sanatçı ve demokrasi yanlısı tüm güçlere, “kararı sahiplenme” çağrısı yaptı.
Bu ateşkesin nasıl bir seyir izleyeceğini ise önümüzdeki günlerde Türk devletinin yaklaşımı esas olarak belirleyecektir.
‘Silahları gömelim’
Kürdistan Demokratik Konfederalizm Önderi Abdullah Öcalan, PKK ateşkes çağrı metni şu hususlar yer almıştı:
1993 yılından bu yana Kürt sorununun şiddet dışı barışçıl ve demokratik çözümüne yönelik duyulan ihtiyaca sürekli cevap olmak istedim. Bunun için bugüne kadar dört defa tek taraflı ateşkes yaptık. Ama hiçbirinden sonuç elde edemedik.
On yıldan bu yana silahla, şiddetle bir noktaya kadar gidilebileceğini; bunun dışında nihai bir çözüme ulaşılamayacağını, en fazla devletin yıkılabileceğini, fakat yıkılan bu çatı altında hem bizim hem de devletin kalacağını düşünerek ateşkes süreçlerinin gereklerine inandık. Gerçekten de kan akıyordu. Her iki taraftan da sayısız insan ölüyordu, fakat çözüm yolu görünmüyordu. Ateşkes süreçlerindeki çabalarımızı bütün kamuoyu biliyor. İlan ettiğimiz ateşkes süreçlerini uzun uzun anlatmayacağım. Ama bunların hepsi boşa çıkarıldı. Hem bizim içimizden hem devletten kaynaklı sebeplerden bir yere varılamadı, yazık oldu.
Ancak bir süreden beridir Türkiye’de aklı-selim kesimler, gruplar, demokrasi yanlıları ve çeşitli çevreler acil bir ateşkes ve barış ihtiyacını dile getirmektedir. Bu duyarlılıklardan hareketle, gelinen noktada bu kanın artık durdurulması ve barışa bir şans daha verilmesi gerekir.
Türkiye’de bu temelde atılacak demokratik adımlarla gelişecek demokratik çözüm, Kürt Sorunu olan diğer devletlere de örnek olacaktır. Türkiye böylece bütün Ortadoğu’da model olabilecek bir demokrasi gücü haline gelecektir. Bu Ortadoğu Halklarının yararınadır. Çünkü Ortadoğu’da çok şiddetli çatışmalar yaşanmakta, büyük tehlikeler Halkları beklemektedir. Bu durum ancak demokrasi kültürünün yerleşmesiyle aşılabilir. Ülkemizde güçlü bir demokrasi kültürünün gelişmesi için önemli bir şans olan böyle bir süreçle, Türk ve Kürtler arasında bir demokratik birliğin, ittifakın sağlanması, halklarımızın geleceği açısından son derece büyük önem taşımaktadır.
Bu süreçle birlikte demokratik diyalogun yolu da açılacaktır.
Gelin hep birlikte Türkiye’de ve Ortadoğu’da silahı sonsuza dek sonuç alma yöntemi olmaktan çıkaralım. Silahları gömelim.
Bütün bunların yapılması için, ben üzerime düşeni yapıyor ve PKK’ye Ateşkes çağrısında bulunuyorum. Bu çağrıma PKK’nin uyacağını umuyor ve sonuç alınacağına inanıyorum.
Başlayacak bu ateşkes süreci önemlidir, fakat yeterli değildir. Asıl bu aşamadan sonra yapılması gereken çok şey vardır.
Her şeyden önce bu sürecin sürdürülmesi gerekir. Bu süreçte provokasyonlar olabilir, PKK tarafından olacağını sanmıyorum, olursa da bu tür şeyleri aşmak, bunları sorun yapmamak gerekir. İki tarafın da bunlara prim vermemesi ve bu süreci karşılıklı samimiyet temelinde sürdürmeleri gerekir.
DTP’nin ateşkes çağrısı
Ülkemizde, Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklı, uzun süredir yaşanan şiddet ve çatışma ortamı maalesef büyük acılara neden olmaktadır. Bütün bir toplum olarak, Kürtler-Türkler, tarihsel birlikteliklerinin gücüne rağmen, her gün biraz daha acı ve gözyaşına boğulmaktayız.
30 bini aşkın insan yaşamı ve 200 milyar doları aşan mali kaybın yanında dünya ve özellikle Ortadoğu’da, son aylarda yaşanan olumsuzlukların da etkisiyle gelişen ve giderek geleceğin Kürt ve Türk birliğini şimdiden dinamitleyen milliyetçi şoven dalga ile birlikte, bir arada yaşama istenci de bin yıldan bu yana hiç olmadığı kadar ağır darbe almaktadır.
Daha önce çeşitli zamanlarda dört kez ve tek yanlı olarak ilan edilen ateşkes ve buna bağlı olarak yaşanan çatışmasızlık ortamı, ne yazık ki, ilgili güçler ve çevreler tarafından mantık ve sorumlulukla değerlendirilmeyip heba edilmiştir.
PKK-KONGRA GEL’in geçtiğimiz günlerde yayınladığı barış deklarasyonunu demokratik çözüm ve barışın yeniden ve kalıcı bir biçimde gerçekleşmesi için anlamlı bir adım olarak görmekteyiz.
Bütün bu sıraladıklarımızı göz önüne alarak, Demokratik Toplum Partisi olarak, bir kez daha;
Tek bir insanımızın yaşamını yitirmemesi için,
Halklarımızın birbirini boğazlaması değil, onurlu, özgür ve eşit bir Türk-Kürt birliğinin sağlanması için,
Son dönemlerde yaratılmaya çalışılan Kürt-Türk çatışması ile milliyetçi ve şoven güçlerin provokasyonlarının boşa çıkartılması için,
Ekonomik ve sosyal kalkınma için,
Kürt sorununun barışçıl demokratik ve diyaloga dayalı çözümüne zemin hazırlamak için,
Özetle bu ülkede herkesin kendi dili ile kimliği ile rengi ile onurlu yaşayabilmesi; gelecek kuşaklara acı ve gözyaşı değil, barış, sevgi, hoşgörü ve mutluluk yaşatılması için, ateşkes çağrısında bulunuyoruz.
DİZİ ARAŞTIRMA SERVİSİ