Bir çizginin 'özgüncesi'

Gülnaz Karataş’ın -kendi deyimiyle- 'özgünce'si, dağlarda mayalanan bir yaşamı anlatmakta. Yeniden yaratılışın sancıları, başarıları, hüzünleri, sıcak yoldaşlık ilişkileri, ateş başı sohbetleri samimi bir yüreğin güzelliğinde akıtılmaktadır yüreklerimize...

"Savaş gülüm, sıkı savaş,
savaştıkça varız biz,
savaştıkça güzelleşir çoğalır,
savaştıkça severiz.
Umuttan, sabahtan,
ateşin çocuklarından
korkan düşmanı
vurmaya gidiyorum."

Kürt kadınının özgürlük mücadelesi ve ordulaşmasının öncülerinden biri olan Gülnaz Karataş'ın (Beritan) güncesi kitaplaştırıldı. Günce Gülnaz Karataş'ın 1992 yılındaki mücadele an'larını, zaman zaman zorlukların çetin savaşımı, zaman zaman ise mücadele iradesi ve coşkusunun en güçlü ifadesiyle birleşerek kadın ordulaşmasındaki en önemli süreci kahraman bir öncünün kelimeleriyle anlatıyor.

Doğru yaşamanın adı

'Beritan' adı, acının güce, yaşam kararlılığına büyük bir savaşla dönüştürüldüğü Kürdistan topraklarında bağımsızlığı ve özgürlüğü destansı bir direnişle yaratanları simgeler. "Beritan" adı, binlerce yıldır her şeyin aleyhine olduğu, "günahkar" kılınarak başı hep önde ve eğik tutulan kadının yaşam özleminin gerçekleşmesini temsil eder. Doğru yaşamanın, yaşamın karar, irade ve uygulama gücü olmanın bağımsız kişilikten geçtiğinin en somut kişilik örneği olan Beritan adı, bu toprakların binlerce yıldır tanıklık ettiği ihanete, köleliğe ve kadını yaşamın kaynağı olmaktan uzaklaştıran sisteme karşı "insan tavrının" da adı olmuştur" diye başlıyor Turuncu Destan Çiçeğim Özgürlük güncesi.

Geçtiğimiz Haziran ayında Jina Serbilind Yayınlarından çıkan Gülnaz Karataş'ın güncesi, sıcak savaş yıllarında Beritan'ın kendisinin adını verdiği 'Turuncu Destan Çiçeğim Özgürlük' Kürt kadınının ordulaşmasına günlük olarak savaşımına tanıklık etmek isteyen okuyucularla buluşuyor. Kitap, '92 yılının şubat ayından eylül ayına kadar geçen mücadele sürecinin zorlukları ve sevinçleri ile mücadele arkadaşlarının ona ilişkin yazıları ve Kürdistan Özgürlük Hareketi'nin yaratıcısı Abdullah Öcalan'ın Karataş'a ilişkin değerlendirmelerinden oluşuyor.

Özgüncem...

Kitabın içindeki yaşam ve mücadele öyküsü, kişiliklerin kişilik savaşımının örnekleri kadar güncenin bugüne ulaştırılmasının hikayesi de bir o kadar her yönüyle değerini artırıyor güncenin. Gülnaz Karataş'ın güncesi ağır savaş koşulları dolayısıyla bütünüyle muhafaza edilememiştir. Kendisi, turuncu kapaklı güncesinin üzerine "turuncu destan çiçeğim özgürlük" , "öz güncem" yazarak Berdan adlı gerillaya ulaştırılmasını istemiştir. Gülnaz Karataş'ın şahadetinden sonra güncesi mücadele arkadaşları tarafından bir başka deftere de aktarıldıktan sonra ulaştırılmasını istediği gerillaya ulaştırılmış, ancak Berdan'ın da şehitler kervanına katılmasıyla Gülnaz Karataş'ın güncesi bulunamamıştır.

Jina Serbilind Yayınlarından çıkan bu kitap da Kürdistan dağlarında Beritan'ı kendisine direniş çizgisinin sembolü olarak kabul ettikleri Beritan'ın mücadelesini devam ettiren kadın gerillalar tarafından güncelin orijinalinden aktarılan biçimiyle kitaplaştırılmış. Güncenin bazı sayfaları, ağır savaş koşullarından dolayı tahrip olmuştur. Ancak elde bulunan bölümlerin tümü kitaplaştırılmıştır.

Mücadele arkadaşlarının yazdıkları ise O'nun yaşamının bir başka yönüne ışık tutar. Mücadele saflarına katılmadan önceki yaşamı, şehadetinden sonra yaşanılanlar bir bir anlatılır, ona duyulan hayranlık ve özlemle...

Ve şehadeti...

Şehadetini kitabın arka kapağında bir kayanın sessiz aklından öğreniyoruz. Özgür Kadın Akademisi öğrencileri Beritan'ın kahramanca şehadetine tanık olan kayanın ortasına fotoğrafını koyup, kutsamışlar o kayanın tanık olduğu direnişi. 92 yılının Ekim ayında ihanet çizgisi ile özgürlük çizgisi arasında yaklaşık 40 gün süren II. Güney Savaşı'na komutan olarak katılan Beritan, mermileri tükendiğinde ihanete teslim olmayıp, her biri uçurum çiçeği olan yüzlerce direnişçi Dersimli genç kız gibi kendisini uçurumlardan aşağı bırakmıştır. Öyleki bir zamanlar karşısında savaşan Güneyli peşmergeler dahi kahramanca şehadetinden etkilenmiş, peşmergeliği bırakarak Özgürlük Hareketi'ne milislik yapmaya başlamış, çocuklarına Beritan ismini vermişlerdir.

İşte Beritan'ın özgüncesi bu destansı direnişleri anlatmaktadır.

Kitabı yayınlayan Jina Serbilind çalışanları kitaba ilişkin "Yayınevi olarak Beritan'ın Beritanca yaşam öyküsünü sizlere sunmayı bir görev bildik. Yayınevi olarak sizlere böyle özgür bir yüreğin özgüncesini sunmanın kıvancını yaşıyoruz. Beğeniyle okuyacağınızı umuyoruz" diyerek soluk almadan okuyacağınız bu güncenin yaşamın ortaklığına davet ediyor bizleri.

Tokluk uğruna
aç toprakları
süren biz değil miyiz?
Güzellik uğruna
çirkin savaşları veren
biz değil miyiz?
Namlular gölgesinde
aşkları,
ölümler denizinde
dostlukları kuran
biz değil miyiz?
Demek ki ölüm
korkutmuyor artık
Demek ki gelecek yakın
Ha bugün ha yarın
Varacak olan
biz değil miyiz?